Ana Sayfa Blog Sayfa 46

Dişçi sayısında rekor azalma

0

Başbakan Rishi Sunak’ın, yeni reformlar dişçi sayısını arttırdı iddiası, Britanya Dişçiler Birliği BDB (British Dental Association) tarafından çürütüldü. NHS’in harcamalarından sorumlu olan NHS Business Services Authority tarafından bilgi edinme yasası kapsamında elde edilen veriler de NHS bünyesinde çalışan dişçi sayısının pandemi öncesi yıla göre azaldığını gösteriyor.

NHS Business Services Authority tarafından elde edilen rakamlar, NHS bünyesinde çalışan dişçi sayısının son 10 yılın en düşük seviyesinde olduğunu gösteriyor. Yeterince dişçi olmamasından dolayı milyonlarca insan diş ağrısı çekiyor, ihtiyacı olan diş bakım hizmeti ve tedavisini alamıyor. NHS bünyesinde hizmet veren diş hekimlerinin sayısının hızla azaldığına dikkat çeken BDB’nin yayınladığı rakamlar da NHS Business Servis Authority’nin elde ettiği verileri doğruluyor. BDA’nın verilerine göre NHS bünyesinde çalışan diş hekimlerinin sayısı 2012-13 yılından buyana görülmemiş seviyede azalmış durumda. Hem NHS Business Services Authority hem de BDB’nin verileri, Sunak’ın 2021-22 mali yılında 500 ekstra diş hekiminin NHS bünyesinde hizmet verdiği iddiasının bir propagandadan ibaret olduğunu gösteriyor.

BDB, hükümetin diş sağlığı için ayırdığı üç milyar sterlinlik bütçenin hem yükselen enflasyon hem de artan nüfus nedeniyle ihtiyacı karşılamaya yetmediği için, diş hekimlerinin NHS’ten uzaklaştığını ifade etti. NHS Business Servis Authority’nin elde ettiği verilere göre 2022-23 mali yılında NHS bünyesinde hizmet veren diş hekimi sayısı 695 azalarak 23 bin 577’e geriledi. Bu tablo, diş hekimi sayısındaki azalmanın pandemi öncesi dönemin çok altına düştüğünü de gösteriyor. Pandemi öncesi dönemde NHS bünyesinde çalışan diş hekimlerinin sayısı bin 100 daha fazla.

Yoksullar daha fazla diş ağrısı çekiyor

BDB’nin veriler üzerinden yaptığı analize göre diş hekimi sayısındaki düşüş nedeni ile son iki yıl içerisinde yaklaşık altı milyon yetişkin, ihtiyacı olan tedavi için randevu alamadı. Yine BDB’nin yakın zamanda yapmış olduğu bir anket, İngiltere’de diş hekimlerinin yüzde 50.3’nün, pandemiden buyana NHS bünyesinde verdikleri hizmetleri dörtte bir oranında azalttığını gösteriyor. Aynı ankete göre diş hekimlerinin yüze 74’ü gelecek yıl NHS kapsamında vermiş oldukları azaltmayı planlıyor.

Hem kendi hem de NHS Business Services Authority’nin elde etmiş olduğu veriler ışığında bir değerlendirme yapan BDB, hizmete erişim zorluğunun Birleşik Krallık’ta ağız sağlığı konusundaki eşitsizliği derinleştireceğine dikkat çekti. Düşük gelirli ve daha fazla hizmete ihtiyaç duyan aileler, parasız elde edilemeyen ve NHS bünyesinde de verilmeyen diş bakımı ve ağız sağlığı hizmetlerinden yoksun kalacak ve orantısız olarak etkilenecek.

Gelirine bakılmaksızın herkesin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlandığı İngiltere’de ücretsiz diş bakımı hizmetinden ancak dar gelirli olanlar ve belirli yardımları alanlar yararlanabiliyor.

İngiltere’de ücretsiz diş bakım hizmetlerinden kimler yararlanabilir?

  • 18 yaş altında olanlar ve 19 yaşın altındaki tam zamanlı öğrenciler.
  • Hamileler veya son 12 ay içinde doğum yapmış olanlar
  • Diş tedavisi için hastaneye sevk edilen ve hastanenin diş hekimi tarafından tedavi görenler (tedavi ücretsiz fakat köprü ve takma dişler ücretli)
  • Gelir destek yardımı alanlar ile 20 yaşın altında olup gelir destek yardımı alan birisine bağlı olanlar.

Ücretsiz diş bakım hizmetine olanak veren gelir destek yardımları

  • Income Support
  • Gelire bağlı Income Support
  • Gelire bağlı Jobseeker’s Allowance
  • Pension Credit
  • Üniversal Credit ( bazı hallerde)

Ücretsiz diş bakım hizmetine olanak veren sertifikalar

  • Geçerli Tax Credit NHS muafiyet sertifikası
  • Geçerli HC2 Sertifikası (dar gelirliler başvuru yapabilir)
  • Geçerli hamilelik nedenli muafiyet sertifikası

Ayrıca HC3 sertifikası olanlar dişçi ücretinin bir kısmının NHS tarafından ödenmesini sağlayabilir. NHS bünyesinde diş bakımı ve tedavisi aldığınızda, ücretsiz hizmet alabileceğinizi gösteren sertifika ya da yardımları beyan etmeniz şart. Ayrıca ücret ödemek zorunda olmadığınızı onaylayacak bir form da imzalıyorsunuz. NHS Business Services Authority ücretsiz yapılan her bir tedaviyi tek tek kontrol ediyor ve eğer ücretsiz hizmet almanıza imkân veren bir yardım ve sertifika kaydına rastlamazsa, NHS’in dişçiye ödediği bedeli cezalı olarak sizden talep ediyor.

 

Londra’da çevreci protestoculara saldırı

0

Başkent Londra’da 19 Mayıs günü yaşanan olayda 18 eylemci, tarihi Londra Kalesi’ne giden yolda pankartlarla yürüyüş düzenledi. Sokak üzerindeki bir binadan çekilen videoda, protestocuların arasına dalan bir kişinin aktivistlerin taşıdığı pankartları ellerinden aldığı görülüyor.

Yetkililer tarafından kimliği açıklanmayan saldırgan, daha sonra eylemcilerden birini iterek yere düşürüyor. Protestocular sakin şekilde yürüyüşe devam etmeye çalışırken, adam diğer aktivistleri de iterek yolun dışına atmaya çalışıyor. Saldırganın yürüyüşü kaydeden bir göstericinin elindeki telefonu alıp fırlattığı da görülüyor. Trafikteki sürücülerin de yolu kapatan aktivistlere tepki olarak korna çaldığı duyuluyor.

Metropolitan Polis Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada, görüntülerle ilgili inceleme başlatıldığı belirtilirken, yurttaşlara polis olay yerine gelmeden eylemcilere müdahale etmeme çağrısı da yapıldı.

Just Stop Oil ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda, 13 kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 13 bin kişinin evinden olduğu İtalya’daki sel felaketine dikkat çekilerek, “Birleşik Krallık sokaklarında gördüğümüz aksaklıklar, yeni petrol, doğalgaz ve kömür lisanslarını durdurmazsak başımıza geleceklerle kıyaslanamaz bile” dendi.

Çevreci grup, ekimde düzenlediği protestoda, Vincent Van Gogh’un Londra’daki Ulusal Galeri’de yer alan “Ayçiçekleri” adlı tablosuna çorba fırlatarak da gündem olmuştu. Just Stop Oil’ın temmuzda düzenlediği eylemde de aktivistler, ellerini Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Son Akşam Yemeği tablosuna yapıştırmışlardı.

Uganda’ya alınan tavır neden Erdoğan’a alınmıyor?

 

Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni, parlamentonun oyladığı Anti-Homosexsuality yasasını imzalayarak yürürlüğe soktu. LGBTİ toplumuna düşman ve böyle yaşamayı yasaklayan zihniyet tüm dünyada kınandı.

Birleşmiş Milletler ve Amerika Birleşik Devletleri anında açıklamalar yaparak, yasanın imzalanmasını kınadı ve yasanın geri çekilmesini istedi. ABD Başkanı Joe Biden, gerekirse Uganda’ya ambargonun uygulanacağını açıkladı.

Uganda Cumhurbaşkanı Museveni, yasayı imzalamasının nedeninin HIV-AİDS hastalığının önüne geçmek olarak iddia ederken, LGBTİ toplumu karara tepki göstererek, HIV virüsünün kendileri üzerinden yayıldığını iddia etmenin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Peki Erdoğan neden kınanmıyor?

3 aydan fazla bir süredir başlatılan seçim süresi boyunca, ittifak yaptığı partilerle birlikte Türkiye’de LGBTİ toplumuna yönelik olmadık hakaretler ve saldırılarda bulunan Erdoğan’a ne Birleşmiş Milletler ve ABD tek kelime laf etmedi. Erdoğan ve tayfası, “aile yapımız bozulacak” diyerek yaptığı saldırılar kınanmadı bile.

Uganda cumhurbaşkanının öne sürdüğü sebeple Erdoğan’ın öne sürdüğü sebep arasında bir fark yokken Erdoğan neden kınanmıyor ya da ambargodan söz edilmiyor?

Çünkü, Türkiye ve Erdoğan, Uganda ve Museveni’ye hiç benzemiyor. Türkiye hala devasa kaynaklarıyla sömürülecek bir ülke, Erdoğan ise byuna elverişli müthiş bir diktatör. Uganda diktatöründen daha iyi!!!

Amerikan askerleri yeniden Filipinlerde

0

ABD, Çin’e karşı Pasifik’te yeni dostlar edinme ve yığınağını artırma yönelimi çerçevesinde 30 yıl önce askerlerini çektiği Filipinler’e yeniden yerleşmek için bu ülkeyle 4 yeni askeri üs anlaşması yapmıştı. 5. üs için görüşmeler sürüyor. Kore, Japonya ve Avustralya’dan sonra, ABD Pasifik’te eksik kalan Çin-karşıtı hilali tamamlıyor.

Önceki başkanlardan “Kanlı Marcos”un oğlu Ferdinand Marcos Jr., Amerikalı bakanlarla görüşmesinin ardından, ABD’nin bölgedeki eksiğini tamamlamaya gönüllü oldu.

ABD’de banka iflasları

0

Hükümet borçlanma sınırını yükseltme peşindeyken, bankaların ellerinde birikmiş olan devlet tahvilleri, AB Merkez Bankası Fed’in yaklaşık bir yıldır faizleri düzenli olarak artırmasıyla sorun haline geldi.

Önce geçen yıl sonunda crypto para borsası FTX iflas etti. Ardından Mart başında 16. Büyük banka Silicon Bank iflasa sürüklendi. Onu iki gün sonra Signature Bank izledi. Bir hafta içinde, First Republic krize girince JPMorgan Chase’in liderliğinde 11 banka 30 milyarlık nakit desteği sağlayarak bankayı kurtarmaya çalıştı. Olmadı ve kısa süre sonra, banka, bankacılık sisteminin esenliği gözetilerek Chase tarafından satın alındı. 93,5 milyar dolarlık mevduatıylavarlıklarının önemli bir bölümü JP Morgan’a aktarılıyor.

Banka iflaslarıysa, doğrudan bankaların satın almış oldukları devlet tahvilleriyle ilişkili. Nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faiz artırımlarıyla değerleri düşen tahvilleri satmak zorunda kalan bankalar oluşan açıklarını kapatamıyor ve iflastan kaçınamıyorlar. Nakit ihtiyaçlarının başlıca nedeniyse, söylentiler dolayısıyla müşterilerinin banka gişelerinde kuyruk olarak paralarını çekmek istemeleri.

ABD’de devlet borçlanması krizi!

0

Devlet borçları sadece bağımlı ülkelerin sorunu değil. Tüm ülkeler devlet tahvilleri çıkarıp borçlanarak ekonomilerinin çarklarını döndürme peşinde. Bankalarla tekellerin her birinin elinde milyarlarca dolarlık tahvil birikti. Devlet borçlanmasında şampiyon ABD. Borç üst sınırışu anda GSYİH’nın yüzde 120’si. Amerikan devleti yıllık toplam üretiminin üzerinde borçlu ve bu yetmiyor!

Öyle ki ABD borçlanmadan bütçesini gerçekleştiremez durumda. Ülkede devletin borçlanabileceği miktarın yasal bir üst sınırı var. Hazine Bakanı Yellen, borçlanma sınırıyükseltilmezse, ülkenin Haziran’da nakitsiz kalacağını söyledi. Bu durumda hükümet maaşlar ve sosyal yardımları ödeyemeyecek. Yellen, “Üst sınırı yükseltmek Kongre’nin işi. Bu yapılamazsa, bir ekonomik ve finansal felaket yaşayacağız” dedi.

Biden, Cumhuriyetçi liderlerden 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini onaylamalarını istedi. Ancak Kongre borçlanma snırını yükseltirken kamu harcamaları için belirli şartlar koyuyor.

Cumhuriyetçi çoğunluğa sahip Temsilciler Meclisi, geçen ay borçlanma sınırını yükselten bir yasa çıkardı. Ancak yasa, gelecek 10 yılda kamu harcamalarında ciddi kesintiler öngörüyor.Senato’da Demokratlar çoğunlukta ve yasanın burada kabul edilme şansı yok. Biden sınır artırımının koşulsuz olmasını istiyor. Olmazsa, Macron’un emeklilik yasasında yaptığı gibi, Kongre onayı olmadan sınırın artırılmasının yolunu arıyor.

Ama gerginlik “anayasal kriz”e götürebilir.

Arjantin’de yıllık enflasyon yüzde 109

0

2018’den bu yana Arjantin’de yıllık enflasyon hızlanarak arttı ve yüzde 100’ü aştı. Bu 30 yılınrekoru. Döviz krizi yaşayan ülkeyi kuraklık da vurunca, tarım sektörü ihracat yapamaz hale sürükleniyor.

Gıda ürünleri fiyatları enflasyonun üzerinde artıyor ve aileler gelirlerinin giderek daha büyük bölümünü gıdaya harcıyor. Resmi İstatistik Enstitüsü verilerine göre, Arjantinlilerin yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle yoksulların sayısının artmasıbekleniyor. Arjantin’de asgari ücret aylık 350 dolar. Ancak Nisan’da 4 kişilik bir ailenin gıda gideri 829 dolar oldu.

Hükümet IMF ile anlaşarak iki dayatma paketi kabul etti. Paketlerin koşulu kemer sıkma önlemleri. Arjantin’de tüm kamu harcamalarında kesintiye gidiliyor.

Doğal sonuç, ülkede siyasal belirsizliğin yayılması. Bugünkü devlet başkanıyla bir önceki başkan ve yardımcısı olan eski başkanlardan Kristina Kirchner gelecek seçimlerde aday olmayacaklarını açıkladılar.

G7 Hiroşima’da toplandı

0

Dünyanın en zengin emperyalist ülkeleri G7 adıyla her yıl toplanıyor. Toplantı, bu yıl, hızla silahlanmaya başlayan Japonya’da yapıldı. Emperyalistler arasındaki çelişkiler sertleşir ve üstelik nükleer silahların kullanımından da söz edilerek Ukrayna’da NATO ile Rusya açıkçakarşı karşıya gelirken, nazire yaparcasına, toplantı kenti olarak Hiroşima seçildi. Katılımcılar, Japonya’nın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada ve İtalya’ydı. AB de temsilci gönderdi. Ev sahibi Japonya, Avustralya, Hindistan, Brezilya, Güney Kore, Vietnam, Endonezya, Afrika Birliği adına Komor Adaları’nı ve Pasifik Adaları Forumu adına Cook Adaları’nı da davet etti.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin davet edilmedi; toplantı, Rusya’yla birlikte bu ülkeyi hedef aldı. Ancak bu, G7’nin toplam ekonomik gücünün azalması da demek. G7 1990’da dünya GSYİH’sinin yarısından fazlasını temsil ediyordu, şimdi %30’un altına düştü.

Rusya’ya mesaj olarak Zelensky de davet edildi ve bildirgede Rusya kınandı. Ancak asıl rakip Çin’di ve G7 esas onunla uğraştı. Örneğin Rishi Sunak, Çin’in “küresel güvenlik ve refah açısından çağın en büyük sorununu” teşkil ettiğini ve “içeride ve dışarıda giderek otoriterleştiğini” söyledi.

Çin’e iki suçlama yöneltildi: Çin’i Hint-Pasifik ve Tayvan konusunda saldırgan sayıyor ve başka ülkelere “ekonomik baskı” yaptığını söylüyorlar. G7, yayınladığı bildiride, en son Tayvan’a fiili bir büyükelçilik açma izin veren Litvanya’nın ihracatını engelleyen Çin’i, “ekonomik kırılganlıkların silah olarak kullanılması” nedeniyle “dengeli bir şekilde” kınadı.

G7, henüz ABD gibi, yatırımlarıyla Çin’den çekmeyi savunma pozisyonuna gelmedi, ancak “riskten arındırma” çağrısı yaptılar. Bunun anlamı, diplomaside sertleşme, ticaret kaynaklarını çeşitlendirme ve teknolojilerini koruma. “Kritik tedarik zincirlerimizdeki aşırı bağımlılıkları azaltma“ vurgusu yapan G7, özellikle teknoloji hırsızlığını önlemek için altyapısını ve yarı iletkenler açısından tedarik zincirlerini güçlendirmeye yöneliyor. Özellikle askeri teknolojileri satmayacak. ABD, Japonya‘yla birlikte Çin’e zaten çip ve çip teknolojisi ihracat yasağı koymuştu. G7, yasakları artıracak. Şimdilik G7 bu tutumlarının “Çin’e zarar vermeye yönelik olmadığını” söylüyor ve bir ticaret savaşına meydan vermemek için güçlü Çin‘i doğrudan karşısına almaktan kaçınıyor.

IMF’den İngiltere’ye: Kemerleri sıkmaya devam edin!

IMF Başkanı Kristalina Georgieva İngiltere’nin enflasyonu düşürmek için uyguladığı sıkı para politikasını överek, daha uzun süreliğine devam edilmesinin gerekebileceğini söyledi.

Georgieva, İngiliz ekonomisine ilişkin 4. Madde kapsamında yaptığı değerlendirmesini yayımladı. Açıklamada, İngiliz ekonomisin bu yıla ilişkin büyüme tahmininin 0,7 puan artırılarak yüzde 0,4’ yükseltildiği bildirildi.

İngiliz ekonomisinin 2024 yılı için büyüme tahmininin yüzde 1 ile sabit tutulduğuna vurgu yapılan açıklamada, ekonominin 2025 ve 2026 yıllarında yaklaşık yüzde 2 büyüme kaydetmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kuruluşun açıklamasında ekonomi üzerinde halen salgın ve Ukrayna’da devam eden savaşın etkilerinin görülmeye devam ettiği hatırlatıldı.

Londra’da düzenlenen basın toplasında konuşan IMF Başkanı, “İngiltere makamları son aylarda kararlı ve sorumlu adımlar attı. Bu, piyasa oynaklığının arttığı bir dönemde makroekonomik ve finansal istikrarı teşvik etmiştir” dedi.

Georgieva, İngiliz ekonomisinde geçen yıl sonbahar aylarında yaşanan finansal gerilimin azaltılması ve ülkede yeniden istikrarın sağlanması konusunda çaba sarf edilmesinin olumlu görünüme neden olduğunu söyledi.

Konuşmasında enflasyonun düşürülmesi için para politikasının sıkılaştırılmasına daha uzun süreliğine devam edilmesinin gerekebileceğini belirten Georgieva, hükümetin halk üzerindeki hayat pahalılığı baskısını azaltmak için çalışmak zorunda olduğunu kaydetti.

Toplantıda konuşan Maliye Bakanı Jeremy Hunt ise ekonominin geliştirilmesi ve enflasyonun kontrol altına alınması konusunda yapılacak işlerinin bulunduğunu belirtti. Bakan Hunt, “Ekonomimizi büyütmek ve hükümetin önceliklerini yerine getirmek için her gün çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

İngiltere’den Türkiye’ye seyahatlerde büyük artış

İngiltere’den Türkiye’ye yapılan seyahatler yüzde 54 oranında arttı. İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi tarafından yayınlanan verilere göre 2023 yılının Ocak-Mart döneminde, İngiltere’den Akdeniz’e havayolu ile yapılan seyahat sayısı yüzde 70 artış gösterdi.

Türkiye yüzde 54 artışla 5. sıradaki yerini korudu. 2023’te İngiltere’den yurtdışı seyahatler Turizm Databank’ın aktardığına göre, İngiltere’den Akdeniz ülkelerine yapılan yurtdışı seyahatlerde İspanya 4,5 puan kaybetmesine rağmen yüzde 40 payla ilk sırada yer aldı. Onu yüzde 16 ile İtalya ve 13 payla Fransa izledi. İki ülke de yüzde 90’ın üzerinde gelişme gösterdi.

Seyahat sayılarında pazar payları yarım puan düşen Portekiz yüzde 55 ve Türkiye yüzde 54 gelişme gösterdi. Payları ise sırasıyla yüzde 9 ve yüzde 6 oldu. Fas, Yunanistan ve Mısır da gelişme kaydederken Fas yüzde 337 artışla rekor kırdı.