Ana Sayfa Blog Sayfa 19

Hayat pahalılığı, artan eşitsizlik ve yoksulluk üzerine

0

Tüm dünyada insanlar hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon ve artan fiyatlardan şikayetçi ve endişeli. Bu ekonomik endişeler dünyada çok sayıda insanı olumsuz anlamda etkilemeye devam etmekte. Temel ihtiyaçlar, enerji, gıda, ulaşım ve fatura giderleri hızla yükselirken, bu fiyat artışları insanların yaşamını zorlaştırıyor. Yapılan araştırmalar da insanların geçmiş yıllara göre daha az para harcadığını gösteriyor.

Birçok Avrupa ülkesinde ve Birleşik Krallık’ta hükümetin hayat pahalılığından etkilenenlere yaptığı yardımların yetersizliği, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelen halkı ek gelir kaynakları arayışına itiyor. Yardımlarının kesilmesini istemeyen, aynı zamanda da resmi çalışmaktan kaçınan bu isçilerin büyük bir bölümü bazı işverenlerin kötü ve sömürücü davranışlarına maruz kalıyor.

Bunlar zorla çalıştırılma, düşük ücret, sağlıksız çalışma ortamları, sosyal güvenlikten yoksunluk, insan hakları ihlali, ayrımcılık, sosyal gruplaşma olarak özetlenebilir.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, enflasyon sonucu hayat pahalılığının artmasının ortalama yaşam süresini kısalttığını ortaya koydu. Kamu sağlığı konusunda yayınlara yer veren tıp dergisi BMJ’de çıkan araştırma, hayat pahalılığının refah ve sağlık arasındaki uçurumu körüklediğini gösterdi.

Sonuç olarak, hayat pahalılığı ve yoksulluk artık tüm dünyanın gündeminde. En gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin vatandaşları bile bu sorunla cebelleşiyor. Ne yazık ki bu durum daha da süreceğe benziyor. İşçisi, emekçisi, dar gelirlisi bu bedeli en ağır ödeyenler.

Aslında karşı karşıya olduğumuz bu kriz çok daha derinlere uzanıyor. Kontrolsüz ve sistemik bir şekilde artan eşitsizliğin sonuçlarına maruz kalıyoruz. Hem burada hem de dünyanın dört bir yanında yoksulluk içinde yaşayanlar için bu her gün deneyimledikleri acı bir durum.

 

Kürtaj hakkı: Tercih için Ayağa Kalkın!

0

Britanya’daki kürtaj karşıtı hareketin düzenlediği ‘Yaşam Yürüyüşü’ bu sene 7 Eylül’de Parlemento Meydanı’nında gerçekleşti. Her yıl düzenlenen bu gösteriye karşı kadınların kürtaj hakkını ve haklarını savunan Kürtaj Hakları kampanya grubu ‘Stand up for Choice’ yani ‘Tercih İçin Ayağa Kalkın’ şiarıyla karşı protesto ile cevap verdi. 400’den fazla kişi, ‘Yaşam Yürüyüşü’ne karşı koymak için Cumartesi günü parlamento meydanında bir araya geldi.

Kalabalık sık sık “Kürtaj hakları saldırı altındayken ne yaparız? Ayağa kalkar karşı koyarız” ve “Sağlık hizmeti bir insan hakkıdır”, “Benim vücudum benim tercihim” sloganları attı. Gösteride konuşan Kürtaj Hakları başkanı Kerry Abel, “Her üç kadından biri hayatının bir döneminde kürtaj yaptıracak ama kürtaj karşıtları, kadınları kürtaj hakkında konuşmamaları için korkutmak ve utandırmak istiyor” dedi.

NEU eğitim sendikası üyesi bir konuşmacı, sendikaların kürtaj karşıtı bağnazları geri püskürtmede hayati bir rolü olduğunu savundu ve “Kürtaj hakları her zaman sınıfsal bir mesele olmuştur. Sendikalar, sağ kesimlerin Kürtaj hakkına yönelik bu saldırı girişimlerine karşı bir savunma hattı oluşturmalı” dedi.

Kürtaj Hakları kampanya örgütünün her yıl düzenlediği bu karşı protesto, kürtajın bir suç değil, sağlık hizmeti olduğunu vurguluyor. Küresel olarak en güvenli ve en yaygın tıbbi prosedürlerden biri olmasına rağmen, kadınlar, İngiltere de dahil olmak üzere, kürtaj istedikleri için hala hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Örneğin 2023 yılında kürtaj ile ilgili görülen bir mahkeme ve kürtaj olan kadına verilen 28 aylık hapis cezası hayli tepki çekmişti. Üç çocuk annesi bir kadın, Covid pandemisi sırasında gebeliği sonlandıran ilacı, uzaktan konsültasyonun ardından 10 haftaya kadar istenmeyen gebelikler için tanıtılan “posta yoluyla hap” programı kapsamında almıştı. Ancak savcılar, kadının yaklaşık 28 haftalık hamile olduğuna inandığını buna rağmen 10 haftalık sınırın altında olduğunu söyleyerek Britanya Gebelik Danışma Servisi’ni (BPAS) bilerek yanılttığını söyledi ve kadına 28 aylık hapis cezası verdi.

44 yaşındaki kadın, Mart ayında, 1861 yılına dayanan Kişiye Karşı Suçlar Yasası uyarınca suçunu kabul etti ve 28 aylık cezasının yarısını hapiste, geri kalanını ise dışarıda gözetim altında geçirecek. Kürtaj hakkını savunanlar ve Kürtaj Hakları kampanya grupları verilen bu cezaya tepki göstererek 1861 yılına dayanan ve hala yürürlükte olan yasanın değiştirilmesi için parlementoya baskı oluşturuyor.

İngiltere, İskoçya ve Galler’de kürtaj genellikle 24 haftaya kadar yasal, ancak 10 haftadan sonra kürtajın bir hastane veya klinikte yapılması gerekiyor.

 

‘Kemer sıkma politikası 2.0’ kapsamında öğrenciler daha yüksek üniversite harçlarıyla karşı karşıya kalabilir

0

14 yıl önce Muhafazakârlar ve Liberal Demokratlar, yükseköğrenim harcı tavanını 3.290 sterlinden 9.000 sterline çıkararak yükseköğrenim görmek isteyen öğrenciler için kriz yaratmış, öğrenciler ve sendikacılar protesto için sokaklara dökülmüştü.

Ed Miliband liderliğinde yeni muhalefete geçen İşçi Partisi, David Cameron liderliğindeki koalisyon hükümeti tarafından dayatılan kemer sıkma politikalarına karşı çıkarak harçlarda artışa karşı çıktı.

Ancak “yeni” İşçi Partisi ve Keir Starmer hükümeti, bu ay açıklanacak olan sonbahar bütçesinde ekonomiyi toparlamak için “zor kararlar” almak zorunda olduğunu iddia ederek, kemer sıkmaya geri dönme sözü vermiş oldu.

Kışlık yakıt ödemesinde (Winter Fuel Payments) yapılan kesintilerle en büyük darbeyi emekliler alırken öğrenciler de eğitim haklarına saldırı riskiyle karşı karşıya.

Geçtiğimiz ay İngiltere’deki enstitüleri temsil eden Universities UK, hükümet tarafından verilen fonların ve harçların artan maliyetlere ayak uyduramadığını söyledi. Bu durumun bütçe açıklarına neden olduğunu ve İngiltere’deki universitelerde mali bir “boşluğa” fon sağlamak için öğrencilerin ve halkın daha fazla ödeme yapması gerektiğini savundular.

Üniversite ve Kolej Sendikası (UCU) buna tepki gösterdi ve öğrencilere daha fazla borç yüklemenin savunulamaz olduğunu söyledi.

UCU genel sekreteri Jo Grady, üniversitelerin “ciddi bir yatırım ihtiyacı içinde olduğunu, ancak bunu öğrencilerin değil, cebi en derin olanların ödemesi gerektiğini” söyledi.

Grady şunları belirtti: “Öğrenciler zaten 40 yıla varan zorunlu bir borç ile karşı karşıya ve daha da yüksek ücretlerle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Rektör yardımcıları, şu anda sektörde büyük bir mali istikrarsızlığa neden olan piyasa odaklı sistemi oluşturmak için yorulmadan lobi yaptılar. Yükseköğretime musallat ettikleri felaketi düşünmeden şimdi öğrencilerden daha fazla ödeme yapmalarını istemeleri utanç verici.”

Grady, rektör yardımcılarına ön koşulsuz olarak daha fazla para vermenin “kundakçılara yangın için daha fazla yakıt vermek anlamına geleceğini” söyledi.

“İşçi Partisi onların pervasız CEO’lar gibi hareket etmelerine izin vermekten vazgeçmeli” diyen Grady, işverenlerden alınacak bir vergi ile desteklenen ve kamu tarafından finanse edilen bir sistem önerdi.

Öğrenciler endişeli

UCU tarafından geçtiğimiz ay yapılan bir anket, gençlerin yüzde 81’inin yüksek öğrenim masraflarından endişe duyduğunu gösterdi.

İsrail’in Orta Doğu’yu kasıp kavuran savaşları ve Rusya ile Ukrayna arasındaki şiddetin sürdüğü bir dönemde Birleşik Krallık, “dostlarına” milyonlarca sterlinlik yardım ve silah desteği sağlarken kendi savunma bütçesine de 55 milyar sterlin harcıyor.

Bu arada, öğretim görevlileri ve üniversite personeli işten çıkarılıyor ve kurumlar hizmetlerinde kesintiye gittikçe daha az maaş alıyor.

Öğrenci harçlarının arttırılması yanlış bir yol. Hükümetin üniversitelere acilen yatırım yapması, öğrencilerin eğitim hakkını savunması ve daha fazla borçlanmaya karşı seslerini yükseltmesi gerekiyor.

 

Bu yıl Türkiye ateş pahasıydı…

0

Londra’ya dönen tatilciler “Türkiye’de fiyatlarda kantarın topuzunun kaçtığı” yorumunda birleşti. Türkiye’de bazı kalemlerin Londra’dan daha pahalı olduğunu kolayca gözlemlenebiliyor artık. “Bu halk bu alım gücüyle nasıl geçinebiliyor” sorusu ise tam bir doktora tezi konusu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla İstanbul ve Londra’daki market fiyatlarını karşılaştırdı. Gökçe’nin paylaştığı grafik, Türkiye’de gıda fiyatlarının dünya genelinin aksine sürekli arttığını ve vatandaşların alım gücünün her geçen gün daha da azaldığını saptadı.

20 TEMEL ÜRÜNDE BÜYÜK FARK: Gökçe, paylaşımında, hepimizin mutfağında bulunan 20 temel ürünün fiyatlarını esas aldıklarını belirtti. İngiltere’nin en büyük zincir marketi Sainsbury’s ile İstanbul’daki bir zincir marketteki fiyatlar karşılaştırıldı. Sonuçlar ise oldukça çarpıcı:

  • Londra’da toplam fiyat: 2 bin 972 TL
  • İstanbul’da toplam fiyat: 3 bin 297 TL

Bu fiyatlar, Londra’da asgari ücretin yüzde 3’üne denk gelirken, İstanbul’da asgari ücretin yüzde 19’una tekabül ediyor. İşte temel ürünlerdeki bazı dikkat çekici farklar:

  • Kıyma: Londra’da 1 kilo 282 TL, İstanbul’da 419.95 TL.
  • Kuşbaşı: Londra’da 1 kilo 430.50 TL, İstanbul’da 469.95 TL.
  • Tereyağı: Londra’da 1 kilo 292.31 TL, İstanbul’da 524.87 TL.
  • Domates: Londra’da 1 kilo 40.90 TL, İstanbul’da 36.90 TL.
  • Yumurta: Londra’da 6 adet 79.64 TL, İstanbul’da 29.95 TL.

FİYATLARDAKİ UÇURUM: Gökçe’nin paylaştığı grafik, özellikle temel gıda ürünlerinde Londra ile İstanbul arasındaki fiyat uçurumunu gözler önüne serdi. Gıda fiyatlarının İstanbul’da Londra’ya göre daha yüksek olması, vatandaşların alım gücünü ciddi şekilde zorluyor.

ASGARİ ÜCRET KIYASLAMASI: Grafikteki en çarpıcı detaylardan biri, Londra’da 20 temel ürünün toplam fiyatının asgari ücretin sadece yüzde 3’üne denk gelirken, İstanbul’da bu oranın yüzde 19 olması. Bu durum, Türkiye’de gıda fiyatlarının artış hızının gelir artış hızını çok geride bıraktığını gösteriyor.

 

ALMANYA VE FRANSA’DAN İNGİLTERE’YE MÜLTECİ ÇAĞRISI

0

Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nu İngiltere ile göç ve mülteciler ve düzensiz göç konularında yeni müzakereler yapmaya çağırdı.

Almanya ve Fransa, AB Komisyonu’nu, göç ve mülteciler konusunda bir anlaşma sağlanması amacıyla İngiltere ile müzakereler yürütmeye çağırdı. Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser ile Fransız mevkidaşı Gérald Darmanin’in birlikte kaleme aldığı ve Komisyonu’a gönderdiği mektupta, “İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması (Brexit), göç politikası konusundaki koordinasyonumuz üzerinde oldukça olumsuz etki yarattı” ifadeleri kullanıldı. Mektupta, bu nedenle AB Komsiyonu’nun İngiltere ile bir anlaşma sağlanması amacıyla müzakere yürütmek üzere derhal yetkilendirilmesinin şart olduğu kaydedildi.

Faeser ile Darmanin’in ortak mektubunda, “Birleşik Krallık ile Schengen Bölgesi arasında yolcu ulaşımının düzenlenmesindeki koordinasyonda görülen eksiklikler düzensiz göçün hareketlilik kazanmasına yol açıyor” denildi. AB Göç ve Sığınmacılardan Sorumlu İçişleri Komiseri Ylva Johansson’a gönderilen yazıda, mevcut durumun özellikle Manş Denizi ve Baltık Denizi üzerinden Birleşik Krallık’a gitmeyi deneyen insanların hayatını tehlikeye attığı da savunuldu.

 

İngiltere’ye botlarla düzensiz giriş yapan göçmenlerin yüzde 10’u Türkiyeli

0

Manş Denizi’ni teknelerle geçerek İngiltere’ye gelen göçmenlerin sayısı yılın ilk yarısında rekor kırdı.

İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ülkeye ilk altı ay küçük botlarla geldiği tespit edilenlerin sayısı geçen yıla göre yüzde 18 artarak 13 bin 489’a çıktı.

Hükümetin düzenli olmayan girişleri saymaya başladığı 2018 yılından beri 133 bin kişi ülkeye denizden küçük teknelerle giriş yaptı. Bu kişilerin yüzde 70’i erkek ve beşte biri de 18 yaşın altında.

Yılın ilk yarısında bu şekilde gelenlerin yüzde 18’i Afgan iken, yüzde 13’ü İranlı, yüzde 10’u Türkiyeli, yüzde 10’u Vietnamlı ve yüzde 9’u Suriyeli.

İngiliz yetkililere göre insan kaçakçıları daha büyük botlar ve daha çok insan taşıyarak kaçakçılık yöntemlerini sürekli yeniliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, düzensiz göçe karşı, insan kaçakçılığı yapan şebekelerle mücadele sözü verdi.

Sağlık çalışanları ve öğrencilerin ülkeye özel çalışma ve öğrenci vizesiyle gelişinde ise azalma görüldü. Bunda, bu kişilerin ailelerini getirmeleri konusunda sınırlamaya gidilmesi ve taban ücret miktarının kademeli olarak yükseltilmesinin etkili olduğu belirtiliyor.

Bu yıl Nisan ayından itibaren, nitelikli işçi vizesi için sponsor olunabilecek asgari maaş 26.200 sterlinden 38.700 sterline çıkarıldı.

20’si Eylül ayında iki ayrı olayda olmak üzere bu yıl toplam 45 kişi İngiltere’ye gelmek için Manş Denizi’ni geçmeye çalışırken öldü. Bu 2021’den bu yana en yüksek rakam.

 

Okul denetimlerinde tek kelimelik değerlendirmeler kaldırılıyor

0

Birleşik Krallık eğitim sisteminde önemli bir değişiklik olarak, hükümet okul denetimlerinde kullanılan tek kelimelik değerlendirmeleri kaldıracağını duyurdu. Bu reform, okulların performansını “olağanüstü,” “iyi,” “iyileştirme gerekli” veya “yetersiz” gibi basit etiketlerle sınıflandırmak yerine, daha ayrıntılı ve kapsamlı raporlar sunmayı hedefliyor.

Bu adım, okulların performansını tek bir kelimeye indirgemekle hem yanıltıcı hem de yüzeysel olduğunu savunan öğretmenler, sendikalar ve velilerin uzun süredir devam eden eleştirilerinin ardından geldi.

Okul denetim sisteminde temel değişiklikler

Bu reformlar kapsamında, Eğitim Standartları Ofisi (Ofsted) mevcut derecelendirme sistemini terk edecek ve daha derinlemesine değerlendirmelere odaklanacak. Okullara artık tek kelimelik bir yargı verilmek yerine, öğretim kalitesi, öğrenci refahı, liderlik ve topluluk katılımı gibi çeşitli yönlerde ayrıntılı raporlar sunulacak. Bu raporlar, bir okulun güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerinin daha net bir resmini ortaya koyacak.

Ayrıca, denetçiler her okulun faaliyet gösterdiği sosyal ve ekonomik koşullar gibi özel bağlamı da göz önünde bulunduracak ve bu da daha dengeli ve adil bir değerlendirme yapılmasını sağlayacak.

Veliler için avantajlar

Veliler için bu değişiklikler, çocuklarının okulunu anlamada daha fazla şeffaflık ve bilgi anlamına geliyor. Bir okul hakkında fikir sahibi olmak için artık hangi alanların iyi çalıştığını ve nerelerde iyileştirme gerektiğini gösteren ayrıntılı bir rapor alacaklar.

Bu değişikliklerin, velilerin çocuklarının eğitimiyle ilgili daha bilinçli kararlar vermesine yardımcı olması bekleniyor. Bir okulun güçlü ve zayıf yanlarını daha iyi anlayan veliler, yanıltıcı olabilecek tek kelimelik genel derecelendirmelere güvenmek zorunda kalmayacaklar.

Ayrıca, yeni sistemin tüm resmi ortaya koymasıyla, okulların velilerle daha güçlü ilişkiler kurmasına ve velilerin endişelerinin daha fazla dikkate alındığına dair güven vermesine yardımcı olması bekleniyor.

Öğretmenler ve sendikalardan destek

Bu değişiklikler, uzun süredir tek kelimelik derecelendirmelere karşı kampanya yürüten öğretmenler ve sendikalar tarafından büyük destek gördü. Ulusal Eğitim Sendikası (NEU), bu kararı memnuniyetle karşıladı ve okulların denetimlerde “başarı” sergileme baskısının azalacağını ve eğitimde daha olumlu bir kültürün oluşmasına yardımcı olacağını söyledi.

Öğretmenler, eski sistemin, okulların denetimler için hazırlanmaya çok fazla odaklanmasına ve öğrencilerin ihtiyaçlarını ön planda tutmamalarına yol açtığını savunmuşlardı. Yeni yaklaşımın, daha ayrıntılı geri bildirimler sunarak, okulları derecelendirme peşinde koşmaktan ziyade gerçek iyileştirmelere teşvik etmesi bekleniyor.

Reformlar aynı zamanda olumsuz bir değerlendirmenin personel moraline olan etkisiyle ilgili endişelere de yanıt veriyor. Öğretmenler, “yetersiz” veya “iyileştirme gerekli” olarak etiketlenmenin okulun itibarını zedelediğini ve gereksiz bir stres yarattığını sıkça dile getirmişti. Sendikalar, destek odaklı bu yeni sistemin, bu baskıları hafifletmeye yardımcı olacağına inanıyor.

Daha adil bir sisteme doğru bir adım

Hükümetin okul denetim sürecini kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırması, daha destekleyici ve bütünsel bir yaklaşıma doğru önemli bir adımı işaret ediyor. Detaylı raporların, basit tek kelimelik değerlendirmelerin yerini almasıyla, okulların zayıf yönlerini ele alma fırsatına sahip olacağı ve damgalanma korkusu yaşamayacakları öngörülüyor.

Bu değişikliğin, öğretmenler ve öğrenciler için daha olumlu bir ortam yaratması, okulların kısa vadeli sonuçlar yerine uzun vadeli gelişimlere odaklanmasına yardımcı olması bekleniyor. Veliler için yeni sistem, çocuklarının eğitimine dair daha net ve anlamlı bir bakış açısı sunarak, okulların gerçek performansına dayalı bilinçli kararlar vermelerini sağlayacak.

 

Yine Londra’da bina yandı, faciadan dönüldü

0

Londra’nın doğusundaki Dagenham semtinde 26 Ağustos’ta sabaha karşı bir sosyal konutta yangın çıktı. 100’den fazla kişinin yaşadığı bina kısa sürede boşaltılırken, bir kez daha binaların kaplamalarında kullanılan materyal tartışma konusu oldu. Kuzey Londra dahil ülkenin birçok bölgesinde bazı sosyal konutların benzer bir kaplamaya sahip olduğu ve yangın çıkması durumunda kısa sürede binayı kaplayacağı uyarıları yapılıyor.

Hızlı ve yanıcı özelliği olan bir materyalle kaplanan binanın, daha önce defalarca kaplamasının değiştirilmesi için belediyeye başvuruların yapıldığı belirtiliyor.

İtfaiye ekipleri 5 dakika içinde gelmiş olsa da hızlı yanıcı madde ile kaplı olan binanın yanmasına engel olamadılar. Binada 100’den fazla kişi tahliye edildi, iki kişi hastaneye kaldırıldı.

Islington Milletvekili Jeremy Corbyn, 19 Eylül’de bölgesinde yaptığı toplantıda bu konuya işaret ederek, sosyal konutların ve yüksek binaların ciddi bir denetimden geçirilmesini istedi. Corbyn, bu konuda Islington belediyesi ile yakın temasta olduğunu belirtti.

Grenfell Tower faciasına çok benziyor

14 Temmuz 2017’de Londra’nın batısında Grenfell Tower binası da gece yarısı yanmış ve 60 saat yangın söndürülememişti. Bu binada da kullanılan dış cephe materyalinin hızlı yanma özelliği olduğu ortaya çıkmıştı. Yangından 70 kişi hayatını kaybederken, yangınla ilgili sorumluların yargılanması hala devam ediyor. Yerel belediye ve Londra büyükşehir belediyesi sorumluluktan kaçarken, “Greenfell için Adalet” kampanyasının mücadelesi hala devam ediyor.

Dagenham’da yanan binanın benzer bir özellik taşıdığı ve defalarca dış cephe kaplamasının değiştirilmesi için başvuruların yapıldığı, fakat belediyenin her seferinde geçiştirdiği belirtiliyor. Binanın üst katlarında yangın başladığı için, içinde yaşayan 100’den fazla kişi tahliye edilebildi. Yangının alt katlarda başlamış olması halinde yine büyük bir facianın kaçınılmaz olacağı belirtiliyor.

 

Hackney’de dört ilkokul daha kapatılmakla yüz yüze

0

Geçtiğimiz eğitim döneminin sonunda dört ilkokulu kapatan Hackney Belediyesi dört ilkokulu daha kapatmaya hazırlanıyor. Kapatılmak istenen okullar arasında 500 yıllık ilkokul da var.

İlkokullarda yeterli sayıda öğrenci olmadığı gerekçesiyle dört ilkokulu kapatan Hackney Belediyesi, okullardaki öğrenci açığı nedeniyle bu eğitim yılının sonunda dört ilkokulu daha kapatmaya hazırlanıyor. Kapatılmakla yüz yüze kalan okullara en yakınlarındaki diğer ilkokullarla birleşme dayatılıyor. Kapatılacağı duyurulan ilkokullar; Stoke Newington’da bulunan 500 yıllık St Mary’s Church of England İlkokulu, Homerton’da bulunan 150 yıllık St Dominic Catholic İlkokulu, Stamford Hill semtindeki Oldhill ve Sir Thomas Abney. Bu son iki okula en yakınlarındaki ilk okullarla birleşmeleri ya da kapatılma dayatılıyor.

Okullar için merkezi hükümetten öğrenci başına ödenek alan Hackney Belediyesi, mevcut okulların kapasitesi altında öğrenciye sahip olduğu için yılda 28.5 milyon sterlin eksik ödenek almasını okul kapatma nedeni olarak açıklıyor. Bölgede çocuk sayısının azalmasının nedenlerine dair bir açıklama yapmayan ve bu nedenleri gidermek için önlemler almayan belediye, çocukları, aileleri ve öğretmenleri mağdur ediyor.

Belediye, 2010 yılından beri uygulanan kemer sıkma politikaları, yatak odası vergisi (Bedroom Tax), kira yardımlarının sınırlandırılması, kiraların artması karşısında halkın taleplerine kulak vermeyen bir tutum izliyor.

 

Hackney’de konut sorunları ve tepkiler artıyor

0

Londra’daki yetkililerin bir araya gelerek hükümeti “sürdürülemez” evsizlik seviyeleri konusunda uyarmasından sadece bir hafta sonra, Hackney Belediyesi bölgede yaklaşık 3.500 hanenin geçici konutlarda (temporrary accomodation) barındığını teyit etti.

Ocak ayında Hackney Belediyesi, “3.000’den fazla” ailenin pansiyonlarda, ucuz otelerde veya geçici konaklama yerlerinde yaşadığını söylemişti. Son açıklamalarla bu rakam 3.449’a varmış.

Geçtiğimiz hafta, başkentin 32 belediyesinin bir araya gelmesiyle oluşan Londra Belediyeleri yetkilileri, 700 milyon sterlinlik fon açığı nedeniyle konut krizinin bütçeler için ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda hükümeti uyardı. Yaptığı paralel bir açıklamada Hackney Belediyesi finans, iç kaynak kullanımı ve müşteri hizmetlerinden sorumlu encümen üyesi Robert Chapman, durumun “sürdürülemez” olduğunu kabul etti.

Belediyenin 2024/25 yılında evsiz haneleri desteklemek için ayırdığı bütçe 23 milyon Sterlinken, bunun büyük bir kısmı geçici konut sağlamaya yönelik olacak. Ve daha şimdiden tahminlere göre 7.4 milyon Sterlin fazla bir harcama öngörülüyor.

Temmuz ayında, geçtiğimiz yıl Hackney’deki geçici konutlarda yaşayan dört kişinin öldüğü ortaya çıkmıştı.

2021 nüfus sayımına göre bölgede 106.100 hane olduğu gözöününde bulundurulduğunda, bunların yaklaşık 30’da birinin geçici konutlarda yaşadığı ortaya çıkıyor.

Tepkiler artıyor

Diğer yandan, 18 Eylül Çarşamba günü yapılan son belediye kabine toplantısında, Acorn Hackney baskı grubundan protestocular, Frampton Park Estate’teki Exbury House’daki yaşam koşulları nedeniyle “Utanın!” çığlıklarıyla kabine toplantısının yapıldığı galeriye saldırdı.

Hackney yönetimi, belediyeye ait konutların bakımı konusunda sert eleştirilere maruz kalırken, meclis üyeleri ve kampanyacılar konut sakinlerini korumak için daha fazla önlem alınmasını talep ediyor. Kabine, sadece birkaç sokak ötedeki Banbury Sitesindeki “kalitesiz reaktif onarımlar” nedeniyle halk tarafından sorgulandı.

Ağustos’ta, Regulator of Social Housing tarafından hazırlanan bir rapor, Belediye’nin konut departmanını, bölge genelindeki binlerce belediye evinde gaz ve elektrik güvenliği eksikliği nedeniyle “ciddi başarısızlıklardan” dolayı suçlu bulmuştu.

Hackney’de belediyeye ait konutlardaki koşullara ilişkin endişeler, belediyenin önümüzdeki iki ile dört yıl içinde 24 milyon sterlinlik bir harcamanın bir parçası olarak konut ve sitelerinde asansörleri yenileyeceğini duyurmasının ardından gelmişti.

Bu karar, Hackney’de yüksek katlı bir binada yaşayan bir sakinin ölümünden üç yıl sonra alınmıştı.

Konuyla ilgili Temmuz’da da bir gösteri gerçekleştiren Acorn kampanya grubu bölgedeki konut sorunlarıyla ilgili çalışmalarını sürdürüyor.