Ana Sayfa Blog Sayfa 44

Umudun ve mücadelenin festivali

Geleneksel kültür ve sanat festivali ile Londra’da yaşayan yerli ve göçmen emekçilerinin en mücadeleci kesimlerini buluşturan, Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi Day-Mer ‘in 34. Kültür ve Sanat Festivali bu yıl 11 Haziran ile 2 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşiyor.

Bu yıl 11 Haziran Pazar, Hackney Belediyesi sınırları içerisinde kalan Springfield Park’ta düzenlenecek piknik ile start alacak 34. Kültür ve Sanat Festivali 14 Haziran Çarşamba Londra Toplum Merkezi’nin ev sahipliği yapacağı resepsiyon ile devam edecek. Kuzey Londra’nın en uzun soluklu ve kesintisiz festivalin 2 Temmuz’da yine Clissold Park’ta gerçekleşecek final etkinliği öncesinde iki ayrı panel, tiyatro gösterimi, çocuk şenliği, fotoğraf ve resim sergileri ile bir gençlik gecesi de düzenlenecek.

İngiltere, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler panellerinde ele alınacak

Türkiye’de yaşanan ve on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, milyonlarcasının da yaşamını alt-üst eden deprem, etkisi yaşadığımız ülke Britanya’ya kadar varan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri, İngiltere’de son bir yıldan beri devam eden grevler, hayat pahalılığı ve hayat pahalılığına karşı verilen mücadele, başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın sokaklarına taşan eylemler, göçmenlik ve göçmenlik karşıtı yasalar, Ukrayna ile Rusya arasında süren savaş ve bu savaşın yaşadığımız ülkedeki etkileri, festival kapsamında düzenlenen panellerin konuları olacak.

Kuşkusuz bu konular ayrıca her bir etkinlikte yapılan konuşmaların, tartışmaların ve sunumların da temelini oluşturacak. Yıl boyunca mücadele alanlarında, yürüyüş, eylem ve gösterilerde yanyana gelenler, resepsiyondan itibaren festival etkinliklerinde yaşanan güncel gelişmelere dair değerlendirmeler yapacak. Muhafazakar Hükümet’in tüm engelleme, tehdit, taktik ve baskılarına karşın; ücret, çalışma koşulları ve emeklilik hakları için son on yılların en kitlesel grevlerini gerçekleştiren, postacılar, öğretmenler, sağlık çalışanları, demiryolu çalışanları, otobüs şoförleri yerli ve göçmen emekçilerin yaşadığı gerçek sorunları ve yapılması gerekenleri dile getirecek.

Sanatsal çalışmalarını toplumsal sorun ve kaygılarla gerçekleştiren sanatçılar, haberleriyle halkın yanında yer alan basın emekçileri, en acil talepler için faaliyet yürüten kampanya grupları, sendikacılar ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri yaklaşık bir ay sürecek etkinliklerde çalışmalarını ve faaliyetlerini festivalin katılımcıları ile paylaşacak. Festival için Türkiye’den davet edilen konuklar, hem izleri ve etkisi hala sımsıcak duran deprem ve depremin ardından yaşanan gelişmeleri, yakın zamanda sonuçlanan seçimler ve seçim sonrasında ortaya çıkan tablo ile Türkiye ve İngiltere’de yaşayan Türkiyeli emekçileri bekleyen sorun ve sorumlulukları ilk ağızlardan paylaşacaklar.

Çocuklar ve gençler festivalde kendi etkinlikleri ile yer alıyor

Festival programında gençler ve çocuklara birer gün ayıran Day-Mer, hem çocukların hem de gençlerin kendilerini ifade edebilmeleri için tüm imkanlarını seferber ediyor. Day-Mer bünyesinde verilen kurslara katılan çocuklar çalışmalarını aileleri ile paylaşma fırsatı bulacak. Çocuk Şenliği’nde çocukların fiziksel olarak katılarak el becerilerini geliştirecek aktivitelerin yanı sıra çeşitli yarışmalar, oyunlar ve gösterilerle akıllı telefon ve bilgisayarlara ihtiyaç duymadıkları bir gün geçirecekler.

Londra Toplum Merkezi, hem 18 Haziran günü Çocuk Şenliği’ne hem de 25 Haziran’da Gençlik Şenliği’ne ev sahipliği yapacak. Akdemi yılının son günlerinde gerçekleşecek olan Gençlik Şenliği’nde gençler, geride bıraktıkları akademik yıl içinde yaşadıkları sorunları vegelecek yıl kendilerini bekleyen sorumlulukları ve kendilerini ilgilendiren konuları birlikte tartışacak. Etkinliğin kültürel programında ise gençler yeteneklerini sergileme fırsatı bulacak.

Mücadele alanlarından festival alanına

Geçen yılın Haziran’ından bu yana ücret, çalışma ve emeklilik koşulları ile hayat pahalılığına karşı mücadele eden sendikalar ve kampanya grupları 2 Temmuz Pazar günü Clissold Park’ta buluşacak. Mücadele ve dayanışmalarını birleştirecek. Sendikalar ve kampanya grupları hem alana açtıkları çadırlar hem de sahneden yapacakları konuşmalar ile emekçilerin, göçmenlerin ortak ve gerçek sorunlarını dile getirecek, tecrübelerini paylaşacak ve birlikte mücadele etme çağrıları yapacak. Londra’da yaşayan Türk, Kürt ve Alevi toplumlarına yönelik çalışmalar yürüten demokratik kitle örgütleri de alanda kurdukları stantlarda faaliyetlerini festivalin katılımcılarına aktarma imkânı bulacak.

33 aydın ve sanatçı ile iki otel çalışanının yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümüne denk gelen festivalde, katliamda yaşamını yitirenler anılırken, katliamı gerçekleştirenler ve onlarla aynı zihniyette olanlar bir kez daha lanetlenecek. Madımak Oteli’nde yakılarak katledilenler için bir kez daha adalet talep edilecek. Yerli ve göçmen emekçilerin ortak birlikteliğini pekiştirmek hedefiyle her yıl Temmuz’un ilk Pazarı düzenlenen ve bir mücadele günü olan Festival’de Sivas Katliamı ile birlikte 14 Haziran 2017’de meydana gelen ve 72 canın ölümüne neden olan Grenfell Tower faciasında yaşamını yitirenler de anılmakta.

Festivalin kültürel programında ise bu yıl Almanya’da yaşayan sanatçı Zeynep Bakşi Karatağ ve Londra’da yaşayan müzisyenler yer alacak. Day-Mer Festivali; sesleri, enstrümanları ve ürettikleri eserlerle bulundukları her yerde, işçi ve emekçilerin, mağdur durumda olanların mücadelesine destek ve katkı sunan sanatçıları, bu mücadelelerin en önünde yer alanlarla aynı sahnede buluşturacak.

Londra’dan Kuzey ve Güney İngiltere’ye uzanan mücadele hattı

Her yıl Temmuz’un ilk Pazarı düzenlenen Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali, bu yıl 137. si düzenlenen Durham Madenciler buluşmasından bir hafta, 1997 yılından itibaren her yıl Dorset bölgesindeki Tolpuddle Köyü’nde düzenlenen Tolpuddle Ölümsüzleri Festivali’nden iki hafta önceye denk geliyor. Temmuz’un ilk pazarı Day-Mer’in festivalinde bir araya gelenlerin mücadele ve dayanışma birlikteliği bir hafta sonra Kuzey İngiltere’de, iki hafta sonra da Güney İngiltere’de devam ediyor. Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali, İngiltere emek mücadelesi açısından tarihi öneme sahip olan Durham Madenciler Buluşması ve Tolpuddle Ölümsüzleri Festivali ile sadece takvimsel olarak değil içerik olarak da örtüşüyor. Bu yıl 137.si düzenlenen Durham Madenciler Buluşması ve geçmişi 1830’lu yılların ortasına dayanan Tolpuddle Ölümsüzleri Festivali ile Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali’ni ortaklaştıran sadece peş peşe düzenleniyor olmaları değil aynı kaynaktan besleniyor olmaları. Her üç festivalde emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasına sanatla katkı sunmayı hedefliyor. Bu festivaller ile bir taraftan dünden devralınan mücadele ve gelenekler yarına aktarılırken bir taraftan da yıl içinde en fazla öne çıkan sorunlar ve talepler sanat aracılığı ile daha fazla insana ulaştırılmaya çalışılıyor. Bu etkinlikler aynı zamanda sanat ve mücadele arasındaki karşılıklı bağın da pekişmesine, halkların sorunlarına duyarlı olan sanatçılarla halkların buluşmasına da vesile oluyor.

Dişçi sayısında rekor azalma

0

Başbakan Rishi Sunak’ın, yeni reformlar dişçi sayısını arttırdı iddiası, Britanya Dişçiler Birliği BDB (British Dental Association) tarafından çürütüldü. NHS’in harcamalarından sorumlu olan NHS Business Services Authority tarafından bilgi edinme yasası kapsamında elde edilen veriler de NHS bünyesinde çalışan dişçi sayısının pandemi öncesi yıla göre azaldığını gösteriyor.

NHS Business Services Authority tarafından elde edilen rakamlar, NHS bünyesinde çalışan dişçi sayısının son 10 yılın en düşük seviyesinde olduğunu gösteriyor. Yeterince dişçi olmamasından dolayı milyonlarca insan diş ağrısı çekiyor, ihtiyacı olan diş bakım hizmeti ve tedavisini alamıyor. NHS bünyesinde hizmet veren diş hekimlerinin sayısının hızla azaldığına dikkat çeken BDB’nin yayınladığı rakamlar da NHS Business Servis Authority’nin elde ettiği verileri doğruluyor. BDA’nın verilerine göre NHS bünyesinde çalışan diş hekimlerinin sayısı 2012-13 yılından buyana görülmemiş seviyede azalmış durumda. Hem NHS Business Services Authority hem de BDB’nin verileri, Sunak’ın 2021-22 mali yılında 500 ekstra diş hekiminin NHS bünyesinde hizmet verdiği iddiasının bir propagandadan ibaret olduğunu gösteriyor.

BDB, hükümetin diş sağlığı için ayırdığı üç milyar sterlinlik bütçenin hem yükselen enflasyon hem de artan nüfus nedeniyle ihtiyacı karşılamaya yetmediği için, diş hekimlerinin NHS’ten uzaklaştığını ifade etti. NHS Business Servis Authority’nin elde ettiği verilere göre 2022-23 mali yılında NHS bünyesinde hizmet veren diş hekimi sayısı 695 azalarak 23 bin 577’e geriledi. Bu tablo, diş hekimi sayısındaki azalmanın pandemi öncesi dönemin çok altına düştüğünü de gösteriyor. Pandemi öncesi dönemde NHS bünyesinde çalışan diş hekimlerinin sayısı bin 100 daha fazla.

Yoksullar daha fazla diş ağrısı çekiyor

BDB’nin veriler üzerinden yaptığı analize göre diş hekimi sayısındaki düşüş nedeni ile son iki yıl içerisinde yaklaşık altı milyon yetişkin, ihtiyacı olan tedavi için randevu alamadı. Yine BDB’nin yakın zamanda yapmış olduğu bir anket, İngiltere’de diş hekimlerinin yüzde 50.3’nün, pandemiden buyana NHS bünyesinde verdikleri hizmetleri dörtte bir oranında azalttığını gösteriyor. Aynı ankete göre diş hekimlerinin yüze 74’ü gelecek yıl NHS kapsamında vermiş oldukları azaltmayı planlıyor.

Hem kendi hem de NHS Business Services Authority’nin elde etmiş olduğu veriler ışığında bir değerlendirme yapan BDB, hizmete erişim zorluğunun Birleşik Krallık’ta ağız sağlığı konusundaki eşitsizliği derinleştireceğine dikkat çekti. Düşük gelirli ve daha fazla hizmete ihtiyaç duyan aileler, parasız elde edilemeyen ve NHS bünyesinde de verilmeyen diş bakımı ve ağız sağlığı hizmetlerinden yoksun kalacak ve orantısız olarak etkilenecek.

Gelirine bakılmaksızın herkesin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlandığı İngiltere’de ücretsiz diş bakımı hizmetinden ancak dar gelirli olanlar ve belirli yardımları alanlar yararlanabiliyor.

İngiltere’de ücretsiz diş bakım hizmetlerinden kimler yararlanabilir?

  • 18 yaş altında olanlar ve 19 yaşın altındaki tam zamanlı öğrenciler.
  • Hamileler veya son 12 ay içinde doğum yapmış olanlar
  • Diş tedavisi için hastaneye sevk edilen ve hastanenin diş hekimi tarafından tedavi görenler (tedavi ücretsiz fakat köprü ve takma dişler ücretli)
  • Gelir destek yardımı alanlar ile 20 yaşın altında olup gelir destek yardımı alan birisine bağlı olanlar.

Ücretsiz diş bakım hizmetine olanak veren gelir destek yardımları

  • Income Support
  • Gelire bağlı Income Support
  • Gelire bağlı Jobseeker’s Allowance
  • Pension Credit
  • Üniversal Credit ( bazı hallerde)

Ücretsiz diş bakım hizmetine olanak veren sertifikalar

  • Geçerli Tax Credit NHS muafiyet sertifikası
  • Geçerli HC2 Sertifikası (dar gelirliler başvuru yapabilir)
  • Geçerli hamilelik nedenli muafiyet sertifikası

Ayrıca HC3 sertifikası olanlar dişçi ücretinin bir kısmının NHS tarafından ödenmesini sağlayabilir. NHS bünyesinde diş bakımı ve tedavisi aldığınızda, ücretsiz hizmet alabileceğinizi gösteren sertifika ya da yardımları beyan etmeniz şart. Ayrıca ücret ödemek zorunda olmadığınızı onaylayacak bir form da imzalıyorsunuz. NHS Business Services Authority ücretsiz yapılan her bir tedaviyi tek tek kontrol ediyor ve eğer ücretsiz hizmet almanıza imkân veren bir yardım ve sertifika kaydına rastlamazsa, NHS’in dişçiye ödediği bedeli cezalı olarak sizden talep ediyor.

 

Londra’da çevreci protestoculara saldırı

0

Başkent Londra’da 19 Mayıs günü yaşanan olayda 18 eylemci, tarihi Londra Kalesi’ne giden yolda pankartlarla yürüyüş düzenledi. Sokak üzerindeki bir binadan çekilen videoda, protestocuların arasına dalan bir kişinin aktivistlerin taşıdığı pankartları ellerinden aldığı görülüyor.

Yetkililer tarafından kimliği açıklanmayan saldırgan, daha sonra eylemcilerden birini iterek yere düşürüyor. Protestocular sakin şekilde yürüyüşe devam etmeye çalışırken, adam diğer aktivistleri de iterek yolun dışına atmaya çalışıyor. Saldırganın yürüyüşü kaydeden bir göstericinin elindeki telefonu alıp fırlattığı da görülüyor. Trafikteki sürücülerin de yolu kapatan aktivistlere tepki olarak korna çaldığı duyuluyor.

Metropolitan Polis Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada, görüntülerle ilgili inceleme başlatıldığı belirtilirken, yurttaşlara polis olay yerine gelmeden eylemcilere müdahale etmeme çağrısı da yapıldı.

Just Stop Oil ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda, 13 kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 13 bin kişinin evinden olduğu İtalya’daki sel felaketine dikkat çekilerek, “Birleşik Krallık sokaklarında gördüğümüz aksaklıklar, yeni petrol, doğalgaz ve kömür lisanslarını durdurmazsak başımıza geleceklerle kıyaslanamaz bile” dendi.

Çevreci grup, ekimde düzenlediği protestoda, Vincent Van Gogh’un Londra’daki Ulusal Galeri’de yer alan “Ayçiçekleri” adlı tablosuna çorba fırlatarak da gündem olmuştu. Just Stop Oil’ın temmuzda düzenlediği eylemde de aktivistler, ellerini Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Son Akşam Yemeği tablosuna yapıştırmışlardı.

Uganda’ya alınan tavır neden Erdoğan’a alınmıyor?

 

Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni, parlamentonun oyladığı Anti-Homosexsuality yasasını imzalayarak yürürlüğe soktu. LGBTİ toplumuna düşman ve böyle yaşamayı yasaklayan zihniyet tüm dünyada kınandı.

Birleşmiş Milletler ve Amerika Birleşik Devletleri anında açıklamalar yaparak, yasanın imzalanmasını kınadı ve yasanın geri çekilmesini istedi. ABD Başkanı Joe Biden, gerekirse Uganda’ya ambargonun uygulanacağını açıkladı.

Uganda Cumhurbaşkanı Museveni, yasayı imzalamasının nedeninin HIV-AİDS hastalığının önüne geçmek olarak iddia ederken, LGBTİ toplumu karara tepki göstererek, HIV virüsünün kendileri üzerinden yayıldığını iddia etmenin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Peki Erdoğan neden kınanmıyor?

3 aydan fazla bir süredir başlatılan seçim süresi boyunca, ittifak yaptığı partilerle birlikte Türkiye’de LGBTİ toplumuna yönelik olmadık hakaretler ve saldırılarda bulunan Erdoğan’a ne Birleşmiş Milletler ve ABD tek kelime laf etmedi. Erdoğan ve tayfası, “aile yapımız bozulacak” diyerek yaptığı saldırılar kınanmadı bile.

Uganda cumhurbaşkanının öne sürdüğü sebeple Erdoğan’ın öne sürdüğü sebep arasında bir fark yokken Erdoğan neden kınanmıyor ya da ambargodan söz edilmiyor?

Çünkü, Türkiye ve Erdoğan, Uganda ve Museveni’ye hiç benzemiyor. Türkiye hala devasa kaynaklarıyla sömürülecek bir ülke, Erdoğan ise byuna elverişli müthiş bir diktatör. Uganda diktatöründen daha iyi!!!

Amerikan askerleri yeniden Filipinlerde

0

ABD, Çine karşı Pasifikte yeni dostlar edinme ve yığınağını artırma yönelimi çerçevesinde 30 yıl önce askerlerini çektiği Filipinlere yeniden yerleşmek için bu ülkeyle 4 yeni askeri üs anlaşması yapmıştı. 5. üs için görüşmeler sürüyor. Kore, Japonya ve Avustralyadan sonra, ABD Pasifikte eksik kalan Çin-karşıtı hilali tamamlıyor.

Önceki başkanlardan Kanlı Marcos”un oğlu Ferdinand Marcos Jr., Amerikalı bakanlarla görüşmesinin ardından, ABD’nin bölgedeki eksiğini tamamlamaya gönüllü oldu.

ABD’de banka iflasları

0

Hükümet borçlanma sınırını yükseltme peşindeyken, bankaların ellerinde birikmiş olan devlet tahvilleri, AB Merkez Bankası Fed’in yaklaşık bir yıldır faizleri düzenli olarak artırmasıyla sorun haline geldi.

Önce geçen yıl sonunda crypto para borsası FTX iflas etti. Ardından Mart başında 16. Büyük banka Silicon Bank iflasa sürüklendi. Onu iki gün sonra Signature Bank izledi. Bir hafta içinde, First Republic krize girince JPMorgan Chasein liderliğinde 11 banka 30 milyarlık nakit desteği sağlayarak bankayı kurtarmaya çalıştı. Olmadı ve kısa süre sonra, banka, bankacılık sisteminin esenliği gözetilerek Chase tarafından satın alındı. 93,5 milyar dolarlık mevduatıylavarlıklarının önemli bir bölümü JP Morgan’a aktarılıyor.

Banka iflaslarıysa, doğrudan bankaların satın almış oldukları devlet tahvilleriyle ilişkili. Nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faiz artırımlarıyla değerleri düşen tahvilleri satmak zorunda kalan bankalar oluşan açıklarını kapatamıyor ve iflastan kaçınamıyorlar. Nakit ihtiyaçlarının başlıca nedeniyse, söylentiler dolayısıyla müşterilerinin banka gişelerinde kuyruk olarak paralarını çekmek istemeleri.

ABD’de devlet borçlanması krizi!

0

Devlet borçları sadece bağımlı ülkelerin sorunu değil. Tüm ülkeler devlet tahvilleri çıkarıp borçlanarak ekonomilerinin çarklarını döndürme peşinde. Bankalarla tekellerin her birinin elinde milyarlarca dolarlık tahvil birikti. Devlet borçlanmasında şampiyon ABD. Borç üst sınırışu anda GSYİH’nın yüzde 120’si. Amerikan devleti yıllık toplam üretiminin üzerinde borçlu ve bu yetmiyor!

Öyle ki ABD borçlanmadan bütçesini gerçekleştiremez durumda. Ülkede devletin borçlanabileceği miktarın yasal bir üst sınırı var. Hazine Bakanı Yellen, borçlanma sınırıyükseltilmezse, ülkenin Haziranda nakitsiz kalacağını söyledi. Bu durumda hükümet maaşlar ve sosyal yardımları ödeyemeyecek. Yellen, Üst sınırı yükseltmek Kongre’nin işi. Bu yapılamazsa, bir ekonomik ve finansal felaket yaşayacağız” dedi.

Biden, Cumhuriyetçi liderlerden 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini onaylamalarını istedi. Ancak Kongre borçlanma snırını yükseltirken kamu harcamaları için belirli şartlar koyuyor.

Cumhuriyetçi çoğunluğa sahip Temsilciler Meclisi, geçen ay borçlanma sınırını yükselten bir yasa çıkardı. Ancak yasa, gelecek 10 yılda kamu harcamalarında ciddi kesintiler öngörüyor.Senato’da Demokratlar çoğunlukta ve yasanın burada kabul edilme şansı yok. Biden sınır artırımının koşulsuz olmasını istiyor. Olmazsa, Macronun emeklilik yasasında yaptığı gibi, Kongre onayı olmadan sınırın artırılmasının yolunu arıyor.

Ama gerginlik anayasal krize götürebilir.

Arjantin’de yıllık enflasyon yüzde 109

0

2018’den bu yana Arjantinde yıllık enflasyon hızlanarak arttı ve yüzde 100’ü aştı. Bu 30 yılınrekoru. Döviz krizi yaşayan ülkeyi kuraklık da vurunca, tarım sektörü ihracat yapamaz hale sürükleniyor.

Gıda ürünleri fiyatları enflasyonun üzerinde artıyor ve aileler gelirlerinin giderek daha büyük bölümünü gıdaya harcıyor. Resmi İstatistik Enstitüsü verilerine göre, Arjantinlilerin yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle yoksulların sayısının artmasıbekleniyor. Arjantin’de asgari ücret aylık 350 dolar. Ancak Nisanda 4 kişilik bir ailenin gıda gideri 829 dolar oldu.

Hükümet IMF ile anlaşarak iki dayatma paketi kabul etti. Paketlerin koşulu kemer sıkma önlemleri. Arjantin’de tüm kamu harcamalarında kesintiye gidiliyor.

Doğal sonuç, ülkede siyasal belirsizliğin yayılması. Bugünkü devlet başkanıyla bir önceki başkan ve yardımcısı olan eski başkanlardan Kristina Kirchner gelecek seçimlerde aday olmayacaklarını açıkladılar.

G7 Hiroşima’da toplandı

0

Dünyanın en zengin emperyalist ülkeleri G7 adıyla her yıl toplanıyor. Toplantı, bu yıl, hızla silahlanmaya başlayan Japonyada yapıldı. Emperyalistler arasındaki çelişkiler sertleşir ve üstelik nükleer silahların kullanımından da söz edilerek Ukrayna’da NATO ile Rusya açıkçakarşı karşıya gelirken, nazire yaparcasına, toplantı kenti olarak Hiroşima seçildi. Katılımcılar, Japonyanın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada ve İtalyaydı. AB de temsilci gönderdi. Ev sahibi Japonya, Avustralya, Hindistan, Brezilya, Güney Kore, Vietnam, Endonezya, Afrika Birliği adına Komor Adaları ve Pasifik Adaları Forumu adına Cook Adaları’nı da davet etti.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin davet edilmedi; toplantı, Rusyayla birlikte bu ülkeyi hedef aldı. Ancak bu, G7nin toplam ekonomik gücünün azalması da demek. G7 1990’da dünya GSYİHsinin yarısından fazlasını temsil ediyordu, şimdi %30’un altına düştü.

Rusya’ya mesaj olarak Zelensky de davet edildi ve bildirgede Rusya kınandı. Ancak asıl rakip Çindi ve G7 esas onunla uğraştı. Örneğin Rishi Sunak, Çinin küresel güvenlik ve refah açısından çağın en büyük sorununu teşkil ettiğini ve içeride ve dışarıda giderek otoriterleştiğini söyledi.

Çine iki suçlama yöneltildi: Çini Hint-Pasifik ve Tayvan konusunda saldırgan sayıyor ve başka ülkelere ekonomik baskı yaptığını söylüyorlar. G7, yayınladığı bildiride, en son Tayvana fiili bir büyükelçilik açma izin veren Litvanyanın ihracatını engelleyen Çini, ekonomik kırılganlıkların silah olarak kullanılması nedeniyle dengeli bir şekilde kınadı.

G7, henüz ABD gibi, yatırımlarıyla Çin’den çekmeyi savunma pozisyonuna gelmedi, ancak riskten arındırma çağrısı yaptılar. Bunun anlamı, diplomaside sertleşme, ticaret kaynaklarını çeşitlendirme ve teknolojilerini koruma. Kritik tedarik zincirlerimizdeki aşırı bağımlılıkları azaltma vurgusu yapan G7, özellikle teknoloji hırsızlığını önlemek için altyapısını ve yarı iletkenler açısından tedarik zincirlerini güçlendirmeye yöneliyor. Özellikle askeri teknolojileri satmayacak. ABD, Japonyayla birlikte Çin’e zaten çip ve çip teknolojisi ihracat yasağı koymuştu. G7, yasakları artıracak. Şimdilik G7 bu tutumlarının “Çin’e zarar vermeye yönelik olmadığını” söylüyor ve bir ticaret savaşına meydan vermemek için güçlü Çin‘i doğrudan karşısına almaktan kaçınıyor.

IMF’den İngiltere’ye: Kemerleri sıkmaya devam edin!

IMF Başkanı Kristalina Georgieva İngiltere’nin enflasyonu düşürmek için uyguladığı sıkı para politikasını överek, daha uzun süreliğine devam edilmesinin gerekebileceğini söyledi.

Georgieva, İngiliz ekonomisine ilişkin 4. Madde kapsamında yaptığı değerlendirmesini yayımladı. Açıklamada, İngiliz ekonomisin bu yıla ilişkin büyüme tahmininin 0,7 puan artırılarak yüzde 0,4’ yükseltildiği bildirildi.

İngiliz ekonomisinin 2024 yılı için büyüme tahmininin yüzde 1 ile sabit tutulduğuna vurgu yapılan açıklamada, ekonominin 2025 ve 2026 yıllarında yaklaşık yüzde 2 büyüme kaydetmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kuruluşun açıklamasında ekonomi üzerinde halen salgın ve Ukrayna’da devam eden savaşın etkilerinin görülmeye devam ettiği hatırlatıldı.

Londra’da düzenlenen basın toplasında konuşan IMF Başkanı, “İngiltere makamları son aylarda kararlı ve sorumlu adımlar attı. Bu, piyasa oynaklığının arttığı bir dönemde makroekonomik ve finansal istikrarı teşvik etmiştir” dedi.

Georgieva, İngiliz ekonomisinde geçen yıl sonbahar aylarında yaşanan finansal gerilimin azaltılması ve ülkede yeniden istikrarın sağlanması konusunda çaba sarf edilmesinin olumlu görünüme neden olduğunu söyledi.

Konuşmasında enflasyonun düşürülmesi için para politikasının sıkılaştırılmasına daha uzun süreliğine devam edilmesinin gerekebileceğini belirten Georgieva, hükümetin halk üzerindeki hayat pahalılığı baskısını azaltmak için çalışmak zorunda olduğunu kaydetti.

Toplantıda konuşan Maliye Bakanı Jeremy Hunt ise ekonominin geliştirilmesi ve enflasyonun kontrol altına alınması konusunda yapılacak işlerinin bulunduğunu belirtti. Bakan Hunt, “Ekonomimizi büyütmek ve hükümetin önceliklerini yerine getirmek için her gün çalışıyoruz” ifadesini kullandı.