Ana Sayfa Blog Sayfa 56

Türkiye halklarının acısını paylaşıyor, tüm emekçileri dayanışmaya çağırıyoruz!

Day-Mer Yönetmi’nden Deprem Çağrısı

Sayıların artmasından korktuğumuz bugün Türkiye’de yaşanan depremde şu anki açıklamalara göre binden fazla insanımız yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı. Yaşamını yitiren tüm insanlarımızı saygıyla anıyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Depremin boyutu çok büyük. Çevre ülkelerde de yıkıma neden olan ve on ile yayılan depremde binlerce işçi ve emekçi evini ve yaşam alanlarını kaybetti. Yağışlı ve karlı kötü hava koşullarında depremin geniş bir alanda etkili olması, yeni ve artçı depremlerin sürmesi ve binlerce binanın hasar görmesi, yaraların sarılmasını daha da zorlaştırıyor.

Doğal felaketlerde yaşanan kayıpları en aza indirgemek mümkün. Ancak deprem ihtimaline karşı hiç önlem almayarak yanlış yapılaşmada ısrarın ve konut üzerinden yüksek kârlar elde etme hırsının doğal olmadığını biliyoruz.

Yaşanan acıların paylaşılması ve yaraların sarılması için dayanışma ve yardımlaşmaya ihtiyacımız var. DAY-MER olarak tüm emekçileri başlatılan kampanyalara destek olmaya çağırıyoruz.

Derneğimize ulaşan yardımları, Türkiye’deki sosyalist ve demokratik kurum ve kuruluşların zarar gören insanlarımıza yönelik başlatmış oldukları ve doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştıracakları kampanyalara göndereceğiz. Bu yardımların ihtiyaç sahiplerine hiçbir bürokratik engelle karşılaşmadan ulaşması çok önemli. Daha önceki felaketlerde yaşanan zorluklar, halktan halka el uzatılarak azaltılabilmiştir.

Türkiye halklarının acılarını paylaşalım, dayanışmayı güçlendirelim, emekçiden-emekçiye yaraların sarılması için başlatmış olduğumuz kampanyaya katılalım.

 

Former Library, Howard Road

London, N16 8PU

Tel: 020 7275 8440

E-mail: info@daymer.org

Web site: http://www.daymer.org

DAY-MER Bağış Hesabı:


Account Name: Day-Mer Turkish & Kurdish

Community Solidarity Centre

Bank: TSB

Sort Code: 30 98 14

Account No: 00283464

 

Ucuzcu havayollarından Türkiye’ye ek sefer

Türkiye’ye charter seferi düzenleyen 3 şirket artan turist kapasitesini karşılamak amacıyla Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye düzenledikleri seferleri artırdıklarını açıkladılar.

Charter hava yolu şirketi Freebird Airlines, İngiltere’de Londra ve Manchester’dan Antalya’ya yaptığı uçuşları artırıyor. Freebird’in, İngiltere’nin önde gelen online tur operatörleri On The Beach ve Love Holidays’ten gelen talep nedeniyle kapasite artışına gittiği düşünülüyor.

Ucuzcu hava yolu Wizz Air de 2023 sezonu için Türkiye’ye büyük ölçekli bir uçuş planı yaptı. İngiltere, Romanya, Macaristan ve BAE’den İstanbul, Antalya ve Dalaman’a uçuş başlatacak olan şirket, 2023 yılında Türkiye’ye toplam 1485 uçuş gerçekleştirecek.

Jet2 ve Jet2holidays de, 2023 yazı için Antalya ve Dalaman’a 25 binden fazla koltuk ekledi. Şirket, Mart ve Haziran ayları arasında Belfast International, Birmingham, Edinburgh, Glasgow, Leeds Bradford, Manchester ve Stansted’den Antalya ve Dalaman’a ek sefer yapmayı planlıyor. Stansted’den Antalya’ya 6 Nisan – 18 Mayıs perşembe günleri, 2 – 23 Mayıs tarihleri arasında ise Dalaman’a ek seferler düzenlenecek.

Gazeteci Faruk Eskioğlu köşesinde şu yorumu yaptı:

“Türkiye turizminde önemli bir sorun da uçak biletlerinin çok uçuk ve charterların az olması. Salgın sırasında zarar eden havayolları şirketleri acısını şimdi çıkarıyor. İngiltere’den Türkiye’ye taşımacılıkta THY, Pegasus ve British Airways tekel konumunda. Üşenmeyin netten bakın lütfen, temmuzda Londra’dan İstanbul’a ödeyeceğiniz bilet parasıyla Londra’dan Münih’e uçup 4-5 yıldızlı otelde 2-3 gece kalıp İstanbul’a uçtuğunuzda ödeyeceğiniz para aynı. Charter seferlerinin artması yaz tatilini Türkiye’de geçirmek isteyen emekçilere soluk aldırabilir. Bu charter uçaklarından biletlerinizi çok önceden almanız gerektiğini de belirteyim.”

 

Zahawi vergi kaçırma suçlamasıyla görevden alındı

İngiltere’de Muhafazakâr Parti Teşkilat Başkanı ve eski Maliye Bakanı Nadhim Zahawi, vergi kaçırdığı iddialarıyla ilgili soruşturmanın ardından görevden alındı. Başbakan Rishi Sunak, kendi talimatıyla başlatılan soruşturma sonucunda Zahawi’nin “Bakanlık yasasını ciddi şekilde ihlal ettiğini” söyledi.

Söylentiler ayyuka çıktığı ve yapacak şey kalmadığında Sunak’ın Zahawi’yi görevden alması en kolayıydı ve Muhafazakâr Parti hükümeti bu görevden almayla işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Ancak bu çok da kolay değil. Çünkü geride yanıtlanmamış sorular kalıyor. Biri şu: Zahawi’yi göreve getirdiğinde Sunak onun vergi kaçırdığı için 1 milyonu ceza olmak üzere 5 milyon sterlin ödeyerek bu işin üzerini kapattığını bilmiyor muydu? Bilmemesi mümkün mü? Sonradan hem kendisi hem de başbakanlık ofisi yalanlasa bile, Başbakanlık Ofisi’nden bir kaynağın Sunak’ın bu konuda bilgisi olduğunu söylediği biliniyor.

Rishi Sunak Boris Johnson hükümetinde Maliye Bakanı görevinden istifa ettiğinde, Nadhim Zahawi iki aylığına bu görevi üstlenmişti. Maliye Bakanı olarak, ülkenin vergi gelirlerini toplayan kurumu HMRC’den de sorumluydu. Oysa aynı dönemde Zahawi, ortağı olduğu YouGov adlı kamuoyu araştırmaları şirketindeki hisselerinin satışından elde ettiği 27 milyon sterlin kazancını bildirmemişti ve bu nedenle HMRC’nin gündemindeydi.

Basının ortaya çıkardığı bilgilere göre, Zahawi sonradan HMRC ile müzakere ederek vergi borcunu cezasıyla birlikte ödemek üzere anlaşmıştı.

Zahawi, 1 milyonu ceza olmak üzere vergi borcu ve faiz olarak toplam 5 milyon sterline yakın ödemeyi, 25 Ekim’de Başbakan olan Sunak’ın hükümetinde Muhafazakar Parti Teşkilat Başkanı olarak göreve getirildikten sonra, Aralık ayında yapmıştı. Bu ortaya çıktı ve bilinmiyor değildi.

Ancak Zahawi, vergi kaçırdığına ilişkin suçlamalarını reddetmiş ve sorunun kasıtlı değil dikkatsizlik kaynaklı olduğunu iddia etmişti. Ancak HMRC direktörü Jim Harra’dan Zahawi’yi yalanlayan bir açıklama gelmiş ve Harra, kurumun masumane hatalardan dolayı ceza kesmediğini söylemişti. Bu da biliniyordu.

2010’dan bu yana Muhafazakar Parti’den milletvekili olan ve 9 yaşındayken ailesiyle birlikte Irak’tanİngiltere’ye gelerek hayatını burada kuran göçmen bir Kürt ailenin başarı hikayesi olarak örnek gösterilen Nadhim Zahawi, 100 milyon sterline yakın servetiyle Parlamentonun en zenginleri arasında yer alıyor. Ve anlaşılan buna rağmen kirli mali oyunlardan kaçınmıyor. Ya da göz kamaştırıcı servet ve zenginlikler kirlenmeden ve olağan yollarla çalışılıp elde edilemiyor.

Bütün bu İngiltere’nin en üst yönetici katlarında olup bitenler, halka yönelik olarak kendisi gibilerin imzalarıyla koyulan kurallara, zengin takımı kapitalistler sınıfına mensup diğer sınıfdaşları gibi,kendisinin uymayarak, ödemesi gereken vergiyi ödememek için yasaların tüm boşluklarıkullanmanın yanı sıra gelirini bildirmeyerek yasa dışı yollara da başvurduğu gösteriyor.

Üstelik benzeri diğer zenginler gibi Zahawi’nin de servetini vergi cenneti olarak bilinen adalar türü yerlerde ‘off-shore’ hesaplarda tuttuğu biliniyor.

Bunun yöntemleri de örnekleri de bol. İngiltere’nin en zengin başbakanlarından olan Rishi Sunak’ınBoris Johnson hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, eşi Akshata Murty’nin de İngiltere’de vergi ödemediği ortaya çıkmıştı.

Hindistan’ın en zengin kapitalistlerinden birinin kızı ve milyarlarca dolarlık bir servetin varisi olan Murty, herkes bu ülkede yaşadığını bilmesine rağmen, asıl ikametinin yurt dışında olduğunu beyan ederek İngiltere dışındaki gelirlerinin vergisini ödemekten kurtulma yoluna gitmişti. Ancak yasalara aykırı görünmese bile bu durumun tartışma yaratması üzerine, Murty tüm küresel gelirleri için İngiltere’de vergi ödemeyi kabul etmek zorunda kalmıştı.

Emekçilerin ücretlerinin ise yaklaşık 12.500 sterlin üzerindeki kısmının yüzde 20’sine gelir vergisi olarak daha kaynağında el konuluyor.

Konuyla ilgili bir bilgi de şu: HMRC’de vergi yolsuzluklarını takip etmek üzere çalışan insan sayısı, sosyal yardım ödeneklerini düzenleyen Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı (DWP) bünyesinde çalışan görevlilerin çok altında. Tüm kapitalist ülkeler gibi İngiltere’de de vergi kaçırma türü yolsuzlukların takibine çok fazla önem verilmiyor. Asıl önemli sayılan ve bol bol kadro ayrılan, kriterlere uymadığı halde sosyal yardım alanların tespit edilerek yakalarına yapışılması. Eğer kitabına uyduramadığı için hakkında söylenti çıkmamış ve halkın gündemine girmemişse, milyonların kaçırılmasına ve kaçıranlara pek ilgi gösterilmezken, ilginin merkezinde sosyal yardım alanlar ve 50 ya da 100 poundlarının kriterlere uyup uymadığı oluyor.

Nadhim Zahawi kimdir?

1967’de Irak’ın başkenti Bağdat’ta doğan Nadhim Zahawi, Kürt bir aileden geliyor. Saddam Hüseyin rejiminden kaçtığını söyleyen ailesiyle 9 yaşındayken İngiltere’ye göç etti.

Londra’daki King’s College’da kimya mühendisliği bölümünden mezun olan Zahawi, 2000’de bir ortağıyla birlikte kamuoyu araştırma şirketi YouGov’ı kurdu.

2010’dan bu yana Stratford-on-Avon bölgesi milletvekili olan Zahawi, Boris Johnson’ın başbakanlığı döneminde Eğitim Bakanı ve Aşı Dağıtımından Sorumlu Sağlık Bakan Yardımcısı olarak görev yaptı.

Rishi Sunak’ın istifasının ardından 5 Temmuz’da Johnson hükümetinde Maliye Bakanı olan Zahawi, 6 Eylül- 25 Ekim tarihleri arasında başbakan olan Liz Truss’ın kabinesinde başka bir görev aldı. Truss’ın yerine başbakan seçilen Sunak ise, onu 25 Ekim’de Muhafazakar Parti Teşkilat Başkanı görevine getirdi ve yeniden kabine üyelerinden biri oldu. Vergi kaçırma girişiminin ortaya çıkması üzerine 29 Ocak’ta bu görevlerine son verildi.

Hak arama mücadelelerine karşı yeni düzenlemeler getirilmek isteniyor

2022 yılının Nisan’ında yürürlüğe giren Polis, Suç, Ceza ve Mahkemeler Yasası (Polislik Yasası) polisin suçu önlemek için daha fazla güce sahip olmasına izin verme iddiası ile düzenlenmişti. Ancak kendi çıkardıkları yasayı yeterli bulmayan TORY hükümeti 2023 yılı başlangıcı itibari ile “Kamu Düzeni Yasası” olarak adlandırdıkları yeni bir dizi ekleme ile daha da ileri gitmeyi planlıyor.

Polisin yetkileri daha da arttırılacak

Kanunda yer alan ve protesto hakkını etkileyen güvenlik hükümlerinin çoğu zaten Haziran 2022’de yürürlüğe girmişti. Hayata geçirilecek yeni torba kanunla birlikte ceza adalet sisteminin parçası olan polis yetkileri, adli prosedürler ve suçlu rehabilitasyonu gibi alanlarda geniş kapsamlı değişiklikler yapılacak. Tasarı aynı zamanda insan hakları, özellikle de protesto hakkı üzerinde ciddi bir etkiye sebep olacak.

SNP sözcüsü Alison Thewliss, protesto yasalarını ‘iç karartıcı ve Orwellvari ” olarak tanımladı. İşçi Partisi’nin polisten sorumlu gölge bakanı Sarah Jones ise “Polisin tehlikeli, yıkıcı protestolarla başa çıkma yetkileri var ve İşçi Partisi bu yetkileri kullanması için onları destekliyor. Ancak Başbakan, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik artan şiddet veya hükümetinin suçları kovuşturma konusundaki utanç verici sicilinden daha fazla, protesto hakkında konuşmaya zaman harcadı.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Tasarı, İskoç politikacılar tarafından da sert bir şekilde eleştirildi. Muhafazakarların aldığı bu kararlar İskoçya parlamentosunda; “işçilere ve protestoculara yönelik saldırı, güç gaspı ve temel demokratik ilkelerin inkârı” olarak nitelendirildi.

Alba Partisi genel başkan yardımcısı Kenny MacAskill de benzer bir değerlendirmede bulundu. Protestoların “işleyen bir demokrasi dokusunun” parçası olmasının önemini ve barışçıl protesto hakkının herhangi bir medeni toplumda devredilemez bir hak olması gerektiğini vurguladı.

Eylemlerin ve protestoların etkisizleştirilmesi hedefleniyor

Tasarının içeriğinde, kendisini nesnelere veya binalara kilitlemeye çalışan herkes suç işlemiş sayılıyor. Bu da polise mevcut yetkilerin yanı sıra herhangi bir aksamaya neden olmayı önlemek için protestocuların özgürlüklerini kısıtlama yetkisi veriyor.

2022 Kasım’ında, Just Stop Oil protestocuları M25’in tabelalarına tırmanırken, işçiler de Grant Shapps’ın ofisinin önünde grev karşıtı yasa tasarısını protesto etmişti. Protestolarbüyük tepki çeken “grev karşıtı yasanın” duyurulmasının hemen ardından gelmişti. Muhafazakarlar yarattıkları yoksulluk ve kaosa ek olarak bu yeni yasa ile sivil özgürlükleri daha da kısıtlıyor, işçi ve eşitlik karşıtı duyguları körüklüyor. Devleti sivillere karşı silahlandıran utanç verici anti-demokratik bir adım atılıyor.

Yasa tasarısına bir başka kınama da Glasgow Belediye Meclis Üyesi Roza Salih’ten geldi. Yapılan planları “demokrasiye saldırı” olarak nitelendiren Salih TheNational’a şunları söyledi: “Protesto, insanların bir araya gelip kendilerini barışçıl bir şekilde ifade edebildikleri bir platform. Şayet buna sahip değilsek, o zaman biz ne tür bir ülkeyiz? Polisin insanları protesto etmekten nasıl alıkoyabileceğini düşünebileceklerini bile gerçekten bilmiyorum.”

İskoç Sendikalar Kongresi genel sekreteri RozFoyer’de planları eleştirenler arasında yerini aldı ve durumu “anti-demokratik bir karmaşa” olarak tanımlarken “Kontrolü geri almak istediklerini söylediklerinde yalan söylemiyorlardı; bunu insanlar için değil, sadece politikacılar için istiyorlardı” dedi. “Grev hakkımızı yok etmekle yetinmiyorlar, hesap soranve gerçekleri dile getiren geniş toplumsal kesimleri de etkilemeye çalışıyorlar. Hükümetten gelen bu tehlikeli hareketin demokrasimize ve toplanma haklarına değer veren herkes tarafından dikkatle incelenmesi gerekiyor.”

Başbakan Rishi Sunak, geçtiğimiz ay yaptığı açıklama ile aslında niyetini açıkça ortaya koymuştu. Rishi Sunak: “Protesto hakkı demokrasimizin temel bir ilkesidir, ancak bir mutlak değildir. Küçük bir azınlık tarafından sıradan halkın hayatını alt üst eden protestolara izin veremeyiz” açıklaması ile insan hakları ve demokrasi karşıtlığını açıkça dile getirdi.

Protesto yasalarına yapılan yeni eklemelerin toplumsal muhalefeti bastırmak hedefiyle çıkartıldığına kuşku yok. Bu yeni düzenlemelerin hedefinde herkes var. Muhafazakar Partininbaskıcı ve gerici yasa tasarısıyla birlikte polis protestoları “çok yıkıcı” bulmadan önce dağıtma yetkisine sahip olacak. Protestolara ve gösterilerekatılanları, protestolar daha etkili olmadan tutuklamak istiyor. Önerilen yeni Tory yasaları, polisin, bir yolu kapatabileceğini veya yolda yürüyebileceğini düşündüğü herkesi tutuklama yetkilerini içeriyor.

Sendikalar da dahil olmak üzere herkese karşı kolayca kullanılabilecek olan yasalar ExtinctionRebellion, Just Stop Oil ve Insulate Britain gibi iklim gruplarını etkisiz hale getirmek için yapılan kasıtlı bir saldırı.Polise olağanüstü yetkiler veren, politikacılara, mevcut yasaların içeriğini ve tanımlamaları değiştireme hakkı tanıyan, polisin keyfi uygulamalarını meşrulaştıran, tek kişilik gösterileri bile suç kapsamına alan bu düzenlemelerin içeriğini bir sonraki yazımızda incelemeye devam edeceğiz.

 

“Göçmen Kadınlar Öykü Yarışması”na çağrı

Rengin Kadın Korosu, “göçmen kadınlar öykü yarışması” düzenliyor. İlk üçe giren öykülerin ödüllendirileceği yarışmada seçici kurulun belirleyeceği öyküler kitap olarak basılacak. Kıbrıs’ta yaşayan eğitim uzmanı yazar Aydın Mehmet Ali ve heykeltraş ve yazar Fergül Yücel’in de jüride oldukları, ödüllü “Göçmen Kadınlar Öykü Yarışması”nda konu serbest olup, öyküler 31 Mart’a kadar renginkadin@gmail.com’a gönderilmesi gerekiyor. Ayrıntılı bilgi 07896 077968’den alınabilecek.

Britanyalı Türk Profesyoneller Derneği kuruldu

0

İngiltere CHP’nin eski başkanlarından Hasan Dikme’nin öncülüğünde kuruluş aşamasını tamamlayan Association of British Turkish ProfessionalsABTP / Britanyalı Türk Profesyoneller Derneği açılış resepsiyonu ile faaliyetlerine başladı. ABTP’nin resmi lansman resepsiyonu 27 Ocak’ta, Londra’daki RSAHouse’da gerçekleştirildi. Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli profesyonellerin mesleki birikimlerini topluluk yararına değerlendirilmesi amacıyla kurulan ABTP, İngiltere’de iş yaşamını sürdüren her meslekten profesyonelleri bir çatı altında toplamayı hedefliyor.

İngiltere ve Galler’de LGBT+ nüfusu 1,3 milyon

İngiltere ve Galler’de nüfus sayımında ilk kez LGBT+ verileri dâhil edildi. Buna göre 1,3 milyondan fazla insan kendisini lezbiyen, gey veya biseksüel olarak tanımlıyor. 16 yaş ve üstü kişilerin yüzde 1,5’ten fazlası, yani 748 bin kişi kendisini gey veya lezbiyen olarak tanımlarken 624 bin kişi de kendisini (yüzde 1,3) biseksüel olarak tanımlıyor.

Turizmde rakamlar salgın öncesine döndü

İngiltere’de yaz rezervasyonlarında Türkiye tercihte 7. Sıradan 9. Sıraya gerilerken toplam rezervasyonlarda 2019 düzeyinin aşıldığı belirtiliyor. Seyahat acenteleri yeni yılın satış ve rezervasyonlarda önemli artışlarla başladığını ekonomik alandaki sıkıntılar ve artan enflasyonun yaşamı olumsuz etkilemesine rağmen seyahat isteğinin devam ettiğini, 2023 yaz sezonu satışlarının iyiye gitmesinin cesaret verici olduğunu açıkladı.

Şizofreni hastasının cesedi 3 yıl sonra bulundu

Surrey bölgesinde, yaşadığı dairede hayatını kaybeden şizofreni hastası bir kadının üç yıl sonra “mumyalaşmış ve neredeyse tamamen iskelet haline gelmiş” bir halde bulunduğu ortaya çıktı. Ailesi, 38 yaşındaki LauraWinham’ın Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) ve sosyal hizmet kurumlarınca “ölüme terk edildiğini” iddia ediyor.

Cinsel istismarla suçlanan Prens Andrew’un fotoğrafı gerçek çıktı

Cinsel istismarla suçlanan Prens Andrew’un, Virginia Giuffre ile reşit olmayan yaşlarında ilişkiye girdiğinin kanıtı olarak sunulan fotoğrafın, sahte olmadığı ortaya çıktı. Virginia Roberts Giuffre, henüz reşit değilken ve pedofil milyarder Jeffrey Epstein tarafından cinsel saldırılara maruz kaldığı dönemde Prens Andrew tarafından da cinsel saldırısıya uğradığını iddia etmişti. Israrla suçlamaları reddeden Andrew, “Böyle bir şey asla olmadı. Bu bayanla tanıştığımı hiç hatırlamıyorum, hiçbir şekilde” demişti.