Eski başbakan Rishi Sunak’ın geçen yılın Temmuz’unda gerçekleşen seçimlerden önce, Birleşik Krallık’a iltica edenleri göndermeye çalıştığı ve güvenli ülke güvencesi verdiği Ruanda için Dışişleri Bakanı David Lammy ‘‘bariz savaş riski’’ uyarısı yaptı.
Muhafazakâr Parti’nin ‘‘Ruanda güvencesi’’ daha bir yılı dolmadan ortadan kalktı. Rishi Sunak liderliğindeki Muhafazakarların sırf kendi siyasi geleceği ve çıkarları için, sığınmacıların hayatlarını hiçe saydığı, David Lammy’nin ‘‘bariz savaş riski’’ uyarısı ile kanıtlanmış oldu. Seçim kampanyasını göçmenlik karşıtlığı üzerinden yürüten Muhafazakâr Parti, seçmenlerinin gözünü boyamak için sığınmacıları Ruanda’ya sürme planları kapsamında Ruanda’ya 700 milyon sterlin verdi. Muhafazakârlar harcadıkları 700 milyon sterlin karşılığında sadece gönüllü olan dört sığınmacıyı Ruanda’ya gönderebildi. Yakın zamanda The Mirror Gazetesi, dönemin İçişleri Bakanı James Cleverly’nin Ruanda’yı cazip hale getirmek için sığınmacılara 30 milyon sterlinlik bir rüşvet bütçesi oluşturduğunu da ortaya çıkardı. Genel seçimlerden önce Muhafazakârlar, Ruanda’nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde işlenen savaş suçlarından sorumlu olup olmadığını söylemeyi defalarca reddetti.
İşçi Partisi’nin Ruanda’yı güvenli bulmadığı için değil ama uygulanabilir olmaması sebebi ile seçimleri kazandıktan hemen sonra iptal ettiği Ruanda Yasası, Ruanda’nın savaş riski taşıdığının bizzat hükümet tarafından ifade edilmesi nedeniyle yeniden gündeme geldi. İçişleri Bakanı Lammy, Ruanda’yı bölgedeki barışı tehdit etmek, uluslararası hukuku ihlal etmek ve savaşı kışkırtmakla itham etti.
David Lammy, Ruanda’nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde daha fazla eylemde bulunmasının ‘sonuçları olacağını’ söyledi ve bu ülkeyi uluslararası hukuku ‘açıkça ihlal etmekle’ suçladı.
Dışişleri Bakanı Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame’ye eylemlerinin bölgede savaşı körükleme riski taşıdığını söyledi. Ruanda, komşu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) savaş suçlarıyla bağlantılı olan M23 milis grubunu desteklemekle suçlanıyor. Lammy, Ruanda birliklerinin müdahalesini “bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıyan BM Tüzüğünün bariz bir ihlali” olarak nitelendirdi. M23 militanları Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda Goma ve Bukavu olmak üzere iki şehri ele geçirmiş durumda.
Ruanda Devlet Başkanı Kagame’nin M23’e silah sağladığı ve Ruanda Savunma Gücü’nden (RDF) destek aldığı iddia ediliyor. ABD Hükümeti de çatışmayı körüklemekle suçlanan Ruandalı yetkililere karşı yaptırım uygulayacağını açıkladı.
Ruanda’da yaşanan ve bizzat İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy tarafından gündeme getirilen bu çatışma ve güvensizlik ortamı, politikacıların kendi siyasi gelecekleri için, can güvenliğini sağlaması için kendisine sığınan insanların hayatlarını nasıl hiçe saydığını ve kamu kaynaklarını nasıl heba ettiğini bir kez daha açıkça göstermiştir.



