Ana Sayfa Blog Sayfa 47

Londra Türkçe Konuşanlar Tiyatro Festivali, 12 Mayıs’ta başlıyor

0

Londra Türkçe Konuşanlar Tiyatro Festivali, bu yıl da tiyatro severlere unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Bu yıl 4’üncüsü düzenlenecek Festival kapsamında birbirinden yetenekli sanatçılar sahne alacak ve tiyatro tutkunlarına birbirinden farklı atölyeler sunulacak. Festival kapsamında sinema ve tiyatro dünyasının sevilen yüzleri arasında yer alan Uğur Yücel ve yazar ve oyuncu Ercan Kesal ve oyuncu Nazan Kesal gibi isimler Londra’da sevenleriyle buluşacak.

Festival, 12 Mayıs 2023’te başlayacak ve 4 Haziran 2023 akşamı sona erecek. Festivalde atölyeler ve söyleşilerle de tiyatro severlerin sanat dünyasındaki gelişmeleri yakından takip etmelerine imkan sağlanacak.

İngiltere Sanat Konseyi (Arts Council England) katkılarıyla düzenlenecek bu prestijli festival ile on binlerce sanatsever, onlarca görsel şölen, çocuklar için sanat aölyeleri, dünyanın kültür ve sanat başkenti Londra’da bir araya gelecek.

Londra’nın kuzeyindeki Edmonton Millfield Art Centre, Tower Theatre ve Arcola Theatre’da yapılacak festival,  İngiltere’deki tiyatro severlerin bir araya gelip Türk tiyatrosunun en iyi örneklerini izleyebilecekleri bir platform olacak. Uğur Yücel, yıllar sonra şair Neyzen Tevfik’i canlandırdığı tek kişilik “Hiç” oyunuyla, Nazan Kesal oynadığı, Füruğ Ferruhzad’ın hayatını anlatan tek perdelik oyunuyla festivalde yer alacak.

Tiyatro sanatçısı Saray Karakuş ve Ümit Baysal’ın organize ettiği festivale başta İngiltere Sanat Konseyi (Arts Council England), X activities, British Yaşam Tv olmak üzere  farklı kuruluşlar da destek veriyor.

FESTİVAL PROGRAMI

  • Neyzen Tevfik Hiç – Uğur Yücel (Mayıs 12, 2023 7:30 pm, £25)
  • Sanatta Kariyer | Career in Art (Mayıs 13, 2023 10:00 am, Free)
  • Breaking Barriers Through Art Workshop (Mayıs 13, 2023 1:00 pm, Free)
  • Ercan Kesal İmza Günü ve Söyleşi (Mayıs 13, 2023 4:00 pm, Free)
  • Nazan Kesal- Yaralarım Aşktandır (Mayıs 13, 2023 7:00 pm, £25)
  • Avuçlarımda Dünya Elamia Çocuk Tiyatro Oyunu (Mayıs 14, 2023 2:00 pm, £10)
  • Hayat Dolu Otizm Atölyesi (Mayıs 14, 2023 4:00 pm, Free)
  • Gülistan Ertik Guli Ceramic London Seramik Atölyesi (Mayıs 21, 2023 6:00 pm, Free)
  • Adult Drama Workshop (Mayıs 29, 2023 2:00 pm, Free)
  • Çocuk Drama Atölyesi Kids Drama Workshop (Mayıs 29, 2023 4:00 pm, Free)
  • Evin Kapısı Ardına Kadar Açık- Production Performance (Mayıs 29, 2023 7:00 pm, £10)
  • Seyyar Kumpanya – Casablanca (Haziran 4, 2023 7:30 pm, £10)

Esad’tan Erdoğan’a ret!

Bilindiği gibi Erdoğan 14 Mayıs Seçimleri öncesi elindeki bütün kozları oynama, olmayan kozları ise “şapkadan tavşan çıkarır” gibi yaratma peşinde. Bu çabasında en önde gelen yardımcılarından biri, kendisi gibi otoriter tek adam yönetimi uygulamakta olan Putin. En son Mersin-Akkuyu nükleer santral açılışına Erdoğan’la birlikte online katılan Putin, Ortaasya Türki Cumhuriyetleri başkanlarını Türkiye getirmede yardımını esirgemezken, Suriye ile Türkiye’yi de barıştırmada arabuluculuğa soyundu.

Önce diplomatlar ve ardından Türkiye-Suriye Dışişleri Bakanları görüşürken, Esad da Putin’le görüşmek üzere Moskova’daydı ve görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Putin’in baskısına da göğüs gerdiği görüldü.

Esad, tabii ki Erdoğan’la görüşebileceğini, ama bunun için TSK’nın Suriye’nin kuzeyinden çekilmesini” şart koştu. Esad’ın bir başka şartı ise, İdlip civarında Şeriatçı terör çeteleri ile yaptığı işbirliğine gönderme yaparak “Türkiye’nin terörizme verdiği tüm desteği kesmesiydi. Esad kararlıydı ve “Erdoğan’la görüşmenin gerçekleşebileceği tek durum bu” diyerek kestirip attı.

Böylece Erdoğan’ın bir güvendiği dağa daha kar yağmış oldu!

Brezilya Başkanı Lula Nisan ortasında Çin’deydi

0

Brezilya’nın bu yıl göreve başlayan başkanı Lula, yakın ilişkilere sahip olduğu Çin’e gitti. Ziyaretin amacı, ikisi de BRİCKS ülkesi olan Brezilya’nın Çin’le ilişkilerini geliştirme yönelimi olmakla birlikte, iki ülkenin yakın tutumlara sahip oldukları Ukrayna sorununda da iyice yakınlaştıkları görüldü.

Çin, yaklaşık iki ay önce, doğu Avrupa’da bir barış planı hazırlamış ve Rusya’nın işgali sona erdirmesini ön şart olarak ileri sürmeksizin ilk adım olarak bir ateşkes ilan edilmesini önermişti. Zelensky Çin’le görüşmeye eğilim gösterirken, ABD ve İngiltere başta olmak üzere batı, Rusya askerlerini çekmeden uygulanacak bir ateşkese sıcak bakmamış ve bunun Ukrayna’nın önemli bir bölümünün Rus kontrolünde kalmasına neden olacağını ileri sürmüştü.

Şimdi ise, Lula benzer bir planı dillendirdi ve ABD’ye seslenerek, “Ukrayna’da ABD’nin savaşı teşvik etmeyi bırakıp barışı konuşmaya hazır olması gerektiğini” belirtti. Fırsatı kaçırmayan Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, ziyaret ettiği Brezilya’yı tebrik ederken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Kirby, Lula’yı, “Papağan gibi Rus ve Çin propagandasını yinelemekle” suçladı.

Brezilya da, Çin ve Hindistan’ın yanı sıra başka bazı ülkelerle birlikte, Ukrayna’da savaşı kışkırtan batılı emperyalist ülkelerin Rusya’ya yaptırım uygulama kararına katılmayıp uymamış, Ukrayna’ya mühimmat satması çağrılarını da kabul etmemişti.

Çin, Suudilerle İran’ı Barıştırdı

0

ABD Başkanı Biden’ın 2022 başında Riyad’ı ziyaret etmiş, ancak petrol üretimini artırma başta olmak üzere Suudilerden istediklerini alamamıştı. Tersine, Kasım’da Suudiler petrol üretimini azaltma kararı almıştı.

Çin’le Suudilerin ilişkileri ise gelişerek ilerledi. Önce 2016’da Çin Başkanı Şi Riyad’ı ziyaret etmiş, ardından 2019’da ise Veliaht Prens Salman Pekin’e gitmişti. Geçen yıl Kasım’ında Şi, bu kez Çin-Arap ülkeleri zirvesine katılmak üzere tekrar Riyad’taydı. Sadece Suudilerle 30 milyar dolarlık anlaşmalar imzaladı.

İran’la ise zaten yakın siyasal ve ekonomik ilişkilere sahip olan Çin, Suudilerle de geliştirdiği ilişkilerin meyvesini, bu yıl Martta iki ülkenin “ulusal güvenlik” denen istihbarat örgütleri yetkililerini Pekin’de buluşturarak “yedi”. İki ülke, Pekin’de, yeniden diplomatik ilişki kurarak iki ay içinde karşılıklı olarak elçilikler açmada anlaştı.

Suudi Arabistan, İsrail’le birlikte, Ortadoğu’da ABD’nin başlıca müttefikiydi ve düşman sayıp “haydut devlet” olarak nitelendirdiği İran’la Çin arabuluculuğunda yakınlaşması, Çin önemli bir başarısı ve ABD’nin bölgeden “elini çekmekte olduğu” yorumlarına güç kattı. Biden hemen “ABD’nin kesinlikle Ortadoğu’yu terk etmeyeceği” açıklamasını yaptı. Ancak, Suudi Kralı Abdülaziz’in “İran’la bölgesel ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için” Cumhurbaşkanı Reisi’yi Riyad’a davet etmesi ve Reisi’nin daveti memnuniyetle karşılayıp Buna hazır olduğu yanıtını vermesi Çin’in başarısı sayıldı.

Nisan başında iki ülkenin Dışişleri Bakanları Pekin’de buluştu. Aralarında, iki ülkenin farklı tarafları desteklediği savaşın sürdüğü Yemen sorunu olmakla birlikte, Çin’in güçlü bir adım attığı Ortadoğu’nun çehresini oldukça farklılaştıracak bir süreç epeydir başlamış durumda.

İran’la Suudilerin barışması sürecinde Çin’in bir diğer başarısı da, Suudi Arabistan’ın, ABD’yerağmen Şanghay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı olarak katılma kararını onaylaması oldu. 2021’deki ŞİÖ Duşanbe Zirvesi’nde Suudi Arabistan, Mısır ve Katar’ın Diyalog Ortağı olmalarıkararlaştırılmıştı.

Sudan’da iki ordu şefi arasında savaş

0

2021 Ekim’indeki darbeden bu yana iktidarı elinde tutan Egemenlik Konseyi, halka karşı anlaşma halinde olan iki ayrı güç merkezine dayanıyordu. Konsey’in başkanıyla yardımcısı uzlaşmalarını sürdüremeyince 15 Nisan’da savaşa tutuştu.

Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDG) olarak örgütlenen Sudan halkı ayaklanarak 2019 baharında dinci gerici el Beşir diktatörlüğünü devirmek üzereyken 30 yıllık Beşir diktatörlüğünü ve dayanaklarını kurtaran, Beşir’i kenara çekerek halkın elinden alan 11 Nisan 2019 darbesi oldu.

Bu ilk darbenin başında ordu şefi orgeneral Abdulfettah el Burhan ve Hızlı Destek Güçleri (RSF)komutanı Hamideti vardı. ÖDG’nin bir bölümü darbecilerin oyununa geldi ve bir asker-sivil Geçici Egemenlik Konseyi kuruldu. Ancak ÖDGnin bir bileşeni olan Halk Direniş Komiteleri’ninsendikalarla birlikte tanımadığı “anlaşma” kısa ömürlü oldu. Askerler 2. bir darbe yaparakanlaşmayı kabullenmeyen halka yönelik saldırı başlattı.

Burhan’la HamidetiBeşirsiz Beşir düzeni”ni sürdür. Burhan, Beşir’in komutanıydı ve onun emriyle halka saldırmıştı. Hamideti de, el-Beşir’in Darfur’da milis gücü olarak kullandığı Cancavidlerin lideriydi.

İki askeri şefin emrindeki silahlı kuvvetler ülkede petrolden inşaata, besicilikten madenciliğe kadar pek çok işkolu ve şirketi kontrol ediyor ve altının pazarlamasını yapıyordu. Gelirlerin halktan kaçırılmasında birlik olan iki komutan gelirlerin paylaşımı ve RSF’nin orduya katılması sorunlarındaise anlaşamıyordu.

Sonunda Sudan’da iki gerici askeri şef arasında hesaplaşma başladı ve bayramda ilan edilen üç günlük ateşkese rağmen yayılarak sürüyor. Çatışan iki taraftan da halka hayır gelmeyeceği kesin.

İki taraf da birbirini çatışmayı başlatmakla suçluyor ve Başkanlık Sarayı ve TV merkezi ile Genelkurmay Başkanlığını elinde tuttuğunu iddia ediyor.

Birleşmiş Milletler, ABD, Fransa, Suudi Arabistan ve Mısır, çatışmalardan kaygı duyduklarını belirterek, taraflara itidal tavsiye ediyor ve uzlaşarakulusal bir mutabakata varmaları” çağrıları yapıyor. Bu arada İngiltere ve diğer ülkeler uçaklarla kendi vatandaşlarını Sudan’dan tahliye ediyor.

Çatışmalarda arada kalarak kurbanlar veren halkın tutumuysa tayin edici olacak.

Halk ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin direnişi sürdüren bölümünün ilk darbenin ardından olduğu gibi bölünmeyerek, iki gerici askeri şeften birini de desteklememesi, Sudan’ın önündeki tek şans. Özellikle sokakta ve halk arasında karşılığı olan Halk Direniş Komiteleriyle Sudan Komünist Partisi’nin çağrıları, halkın tutumu ve çatışmaların gidişatı üzerinde etkili olacak. Cuntalarla çetelerin dağıtılması ve halkın silahlanarak, orduyu, bir halk ordusu olarak yeniden örgütlemesi halkın tek kurtuluş yolu. Halkın egemenliği kendi eline almak için inisiyatif üstlenmesi, Sudan’ı geleceğe taşıyacak yol olarak görünüyor. Cunta şefleri ve milis çeteleriyle uzlaşma ve buradan halk iktidarına giden yolun açılabileceği umudunun halka bir yararının olmadığını halk bizzat kendi deneyleriyle sınadı çünkü.

Enerji faturaları: Bu kış İngiltere’de 500 bin kişi ‘ısınma odalarını’ kullandı

Guardian gazetesi’nin özel haberine göre, İngiltere’de enerji fiyatlarındaki tırmanış yüzünden faturalarını ödemekte zorlanan yüzbinlerce kişi bu kışı, gündüz saatlerinde buz gibi evlerinde oturmamak için “kamusal ısınma alanlarını” kullanarak geçirdi.

Geçen Sonbaharda elektrik ve doğal gaz faturalarının ve genel olarak hayat pahalılığının milyonlar için başa çıkılamaz hale gelmeye başlamasıyla ortaya atılan ısıtılmış kamusal alanlar fikri, İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda çapında binlerce yerde karşılık buldu.

Vakıflar, kütüphaneler, kiliseler, dini kuruluşlar kapılarını artan fiyatlar karşısında yoksullaşan yüzbinlere açtı, ücretsiz yiyecek, çay, kahve ve sıcak bir ortam sundu.

Ülke çapında 4200 sıcak sosyal alan ağı yaratan Warm Welcome (Sıcak Karşılama) kampanyası tarafından yaptırılan araştırmaya göre yarım milyonu aşkın insan bu alanları kullanarak nefes alma imkanı buldular.

Araştırmanın aktardığına göre ziyaretçilerin çoğu sıcak sosyal ortamların, doğal gaz ve elektrik faturalarını, internet masraflarını ve gıda harcamalarını düşürmelerini sağladığını, çocuklarına oyun alanları sunduğunu söylüyor.

Fakat yapılan görüşmelerde bu ortamların başlangıçta düşünülenden çok farklı ve önemli bir soruna da cevap verdiği ortaya çıktı: Giderek artan bir sıkıntı olan toplumdan soyutlanma ve yalnızlığı gideriyordu.

Warm Welcome kampanyası araştırmasını yürüten bir gönüllü “Hayat pahalılığı kriziyle yoksullaşanların daha ziyade gıda bankalarına yöneldiğini gördük. Bizim alanlarımıza gelenler daha çok bomboş bir evde oturmaktan kurtuluyor ve sıcak bir alanda başkalarıyla biraraya gelmekten keyif alıyorlardı” diyor.

Guardian gazetesinde aktarılan araştırmaya göre bu da, bu alanları kullananların morali ve ruh sağlığında, hayata bağlılık ve enerjilerinde büyük bir fark yarattı.

Liverpool kentinde bir ısıtılmış alan sunan Brain Charity adlı vakfın başkanı Nanette Mellors “Sosyal temas, yiyecek ve sıcaklık kadar önemli. Bu yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan şey. İnsanlar, biraraya geldiklerinde kendilerini daha iyi hissediyorlar” diyor.

Ama bu ortamların başarılı olması Warm Welcome projesinin başkanı David Barclay’e göre çok hassas bir yaklaşımı gerektiriyor. İnsanlar sıcak alanların “yoksulların toplanıp, ısındığı bir yer” olarak algılandığını hissederlerse gelmiyorlar.

Isıtılmış alanlar arasında en başarılı olanların, mekanda koro, kabare, egzersiz, dart, bingo gibi aktivitelere yer veren, aynı zamanda ücretsiz ya da indirimli yiyecek, çamaşırhane, saç kesimi, çocuk bakımı gibi hizmetler sağlayan ve girişi kolay, insanların yargılanmadıklarını hissettiği yerler olduğu anlaşıldı.

İngiltere ve Galler’de eğitim emekçileri bir kez daha greve çıkıyor

İngiltere Ulusal Eğitim Sendikası’nda (NEU) örgütlü eğitim emekçileri yeni bir greve hazırlanıyor. NEU, İngiltere ve Galler’deki 23.400 okuldaki öğretmenlerin ve destek personelinin, “eğitim emekçileri ve öğrenciler için daha iyi koşullar sağlanması” talebiyle 27 Nisan ve 2 Mayıs tarihlerinde greve çıktı. Hükümetinb geri adım atmaması ve öğretmenlerin taleplerini karşılamaması durumunda yeni grev kararları da alınacak.

Grev kararı NEU üyelerinin bir defaya mahsus 1.000 poundluk bir ödeme ve yüzde 4,5’luk ücret artışından oluşan zam teklifini neredeyse oybirliğiyle reddetmesinin ardından geldi.

Hükümetin öğretmenlere enflasyonun üzerinde bir maaş zammı ödemek için yeterli kaynak olmadığı yönündeki argümana karşı NEU bu anlaşmazlığı çözmek ve eğitimi korumak için hükümetin kullanabileceği yeterli paranın olduğunu söylüyor. Muhafazakâr Parti hükümetinin eğitime ayrılan bütçeyi 2010 yılından bu yana Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 4,2’sine indirdiğini belirten sendika, bu oranın UNICEF verilerine göre gelişmiş ülkelerde yüzde beş civarında olduğuna dikkat çekiyor. Sendika düşük ücretlerin yanısıra uzun çalışma saatlerinin de öğretmenlerin meslekten ayrılmasına neden olduğunu ve Muhafazakâr Parti hükümetinin, İngiltere tarihinde eğitim konusunda şimdiye kadar görülen en vahim krizlerden birini yok saymaya çalıştığını söylüyor.

NEU, Eğitim Bakanı Gillian Keegan’ın masaya kabul edilebilir bir teklif getirmemesi halinde Haziran sonu-Temmuz başında yapılması planlanan üç günlük bir grev takviminin de 18 Mayıs’ta sendikanın yürütme kurulu tarafından onaylanacağını belirtiyor.

 

Kamu emekçileri geri adım atmıyor

İngiltere’de 133.000’den fazla kamu emekçisi; Muhafazakâr Parti hükümetinin Nisan ayı başında yaptığı zam teklifini reddederek; maaşlarının, emeklilik ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 28 Nisan Cuma günü bir kez daha greve çıktı. Kamu ve Ticari Hizmetler Sendikası’nda (Public and Commercial Services Union-PCS) örgütlü kamu emekçileri 1 Şubat ve 15 Mart’ta da iş bırakmıştı.

PCS Genel Sekreteri Mark Serwotka grev kararıyla ilgili yaptığı açıklamada sendika üyelerinin bu anlaşmazlıkta geri adım atmayacağını belirtmiş ve şunları söylemişti: “Bakanların, eylemlerimizi hızlandırdığımızın farkına varması ve anlaşmazlığı masaya para koyarak çözmesi gerekiyor. Grevlerimizin daha şimdiden ciddi aksamalara neden olduğunu biliyoruz. Yeni grevler bizleri dinlemeyi reddeden hükümetin üzerindeki baskıyı artıracak.”

Greve British Museum, British Library, National Highways, Driver and Vehicle Standards Agency (DVSA), Ofgem ve Pasaport Ofisi çalışanları katılıyor. Pasaport Bürosu çalışanları, grevlerini 6 Mayıs’a kadar sürdürmeyi planlıyor.

 

BoE başekonomisti: Fakirler ücret artışı istememeli

0

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başekonomisti Huw Pill, İngiltere’deki insanların daha fakir olduklarını kabul etmeleri ve ücret zammı talep etmemeleri gerektiğini, aksi takdirde fiyatların yükselmeye devam edeceğini söyledi.

BoE Başekonomisti Pill, Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen bir podcast yayınına katılarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Pill, maaş artışı talep eden insanların ve fiyatları yükselten işletmelerin enflasyonu artırdığını ve fiyatların ekonomi genelinde daha da yükselmesine neden olduğunu ifade etti. Şirketlerin ve işçilerin enflasyonun etkisini birbirlerine aktarmaya çalışarak kalıcı enflasyon riski yarattıklarını belirten Pill, şu ifadelere yer verdi:

“Yani bir şekilde Birleşik Krallık’ta birinin daha kötü durumda olduğunu kabul etmesi ve daha yüksek ücretler veya enerji maliyetlerini müşterilere yansıtması vb. için fiyatları yükselterek gerçek harcama gücünü korumaya çalışmaktan vazgeçmesi gerekiyor”

Pill ayrıca artan enerji fiyatlarının İngiltere ekonomisi üzerindeki etkilerine atıfta bulunan açıklamalar yaptı.

İnsanların daha kötü durumda olduklarını kabul etmekte isteksiz olduğun ve İngiltere’nin doğalgaz ithalatçısı olduğunun altını çizen başekonomist, “Eğer aldığınız şey sattığınıza göre artarsa durumunuzun daha kötü olacağını anlamanız için çok fazla ekonomist olmanıza gerek yok” dedi.

İngiltere Merkez Bankası (BoE), geçen ay beklentilere paralel olarak faizi 25 baz puan artışla yüzde 4,25’e yükselterek üst üste 11. kez faiz artırımına gitti.

Faiz oranlarını belirleyen Para Politikası Kurulu, yediye karşı iki çoğunlukla son artış lehine oy kullandı. Açıklamada “maliyet ve fiyat baskılarının yüksek kaldığını” söylendi.

Diğer bir yandan son açıklanan enflasyon verilerine göre ülkede enflasyon çift hanede kalmaya devam etti. Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 10.1 e düşerek beklentilerin altında bir düşüş kaydetti.

Yıllık tüketici enflasyonunun mart ayında yüzde 9,8’e düşerek ekim ayındaki 41 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 11,1’den uzaklaşacağı tahmin ediliyordu.

Kesintiler suç oranlarını arttırdı

0

Muhafazakârların son 13 yılda uyguladıkları kemer sıkma ve özelleştirme politikaları gençlik servislerini bitirme noktasına getirdi. Gençlik servislerinde 2010 yılından bu yana yapılan reel anlamdaki kesintilerin oranı yüzde 74 gibi devasa boyutlara ulaştı. 5-17 yaş arasında olanlar için yapılan harcamalar 158 sterlinden 37 sterline kadar düşürüldü. Son 10 yıl içinde gençlik merkezlerinin neredeyse yarıya yakını kapatıldı. Pandemi döneminde işine son verilen 4 bin 500 gençlik çalışanı hala yeniden iş başı yaptırılmış değil.

Mağdur ve suçluları karşı karşıya getirecek düzenleme

Yukarıda sıraladığımız gençlik servislerinde yapılan kesintilerden kaynaklı olarak anti-sosyal davranışlar, 2015 ile 2020 arasında yüzde 30 oranında arttı. Bu durumun sorumlusu muhafazakârlar, anti-sosyal davranışlara ve suça neden olan koşullarla mücadele etmek yerine, bir kez daha gençleri cezalandırmayı tercih etti.

Başbakan Rishi Sunak Mart’ın son günlerinde anti-sosyal davranışlarla hızlı bir şekilde mücadele etmek için hazırlanan planı ‘hızlı adalet’ (immediate justice) adıyla kamuoyuna duyurdu. Muhafazakarların suçla mücadeleye öncelik verdiklerini göstermek için hazırladıkları ‘hızlı adalet’ planı, tulum ya da sarı yelek giydirilmiş suçlulara, 48 saat içinde verdikleri hasarı temizletmeyi içeriyor. Vandalizm gibi suçları işlemiş olanlar, neden oldukları hasarları gidermek için iki gün içinde çalışmaya başlatılacak. Ayrıca suçların mağdurları, verilecek cezanın türü konusunda söz sahibi olacak. Yani mağdurlar ve suçlular karşı karşıya getirilecek. Tulum ya da sarı yelek giydirilmiş gençlere, adaleti sağlamış olmak için grafittiler temizlettirilecek, sokaklar süpürtülecek, polis arabaları yıkatılacak ya da toplum yararına ücretsiz olarak çalıştırılacak.

Suça neden olan sorunlar yerine kurbanları ile mücadele ediliyor

Sunak, Mayıs’ta yapılacak yerel seçimler öncesi attığı bu adımı, İşçi Partisi Lideri Keir Starmer’da takip etti. Starmer, düşük-seviyeli suçlarla mücadele etmeyi seçim taahhüdü olarak duyurdu. Uyuşturucu satışı ile mücadele edeceğini, toplum polislerinin sayısını arttıracağını ve çıkaracağı ‘saygı düzenlemeleri’ (respect orders) ile anti-sosyal davranışlarla mücadele edeceğini açıklayan Starmer’ın ‘çözümü’ ile Sunak’ın ‘çözümü’ arasında pek bir fark yok. Her ikisi de, suçlara neden olan koşulları ortadan kaldırmak yerine, kendileri gibi politikacıların kararlarının nedeniyle suça ittikleri gençleri cezalandırmayı tercih ediyor.

Sunak’ın ‘hızlı adalet’ planı tüm İngiltere ve Galler çapında gelecek yıl uygulanmaya başlamadan önce 10 bölgede pilot olarak hayata geçirilecek. Muhafazakar hükümetin yeni suç planı kapsamında cezalandırılacak davranışlar içerisinde, sokakta uyuma ve dilencilik de var. Toplumun en yoksul ve en korumasızlarını hedef alan bu uygulamanın mağdur edeceği kesimler ağırlıklı olarak en yoksul olan bölgelerde yaşayanlar. Gençler ve çocuklar bir taraftan politikacıların neden olduğu yoksulluk bir taraftan da bu yoksulluğu fırsata çevirerek, güç elde etmeye çalışan çetelerle baş etmek zorunda bırakılıyor.

Tüm bu baskılar ve çıkmazlar gençler ve çocuklarda ciddi ruhsal sağlık sorunlarına neden olmakta. Resmi veriler İngiltere’de ciddi ruhsal sağlık sorunlarından dolayı tedaviye ihtiyaç duyan çocukların son bir yılda % 39 oranında arttığını gösteriyor. Uzmanlara göre çocukların ruhsal sağlığının bozulmasına, pandemiden daha çok toplumsal eşitsizlikler, kemer sıkma politikaları ve internet kaynaklı sorunlar yol açmakta.

Gençlere kendilerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri alanlar, eğitimde yeterli destek ve kaynak sunmayan, yüksek eğitimi paralı hale getiren, gençler için sosyal konut ve ev kiralama hakkını, gelecek ve iş güvencesini ortadan kaldıran Muhafazakârlar, neden oldukları sorunları gençleri cezalandırarak perdelemeye çalışıyor.