Perşembe, 19 Şubat 2026
HaberlerEşitsizlik ve şiddet hayatımızın her alanında… Haydi daha fazla mücadeleye! 

Eşitsizlik ve şiddet hayatımızın her alanında… Haydi daha fazla mücadeleye! 

 

Day-Mer Kadın Komisyonu 

8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İngiltere’de de farkındalık toplantıları, şenlik, yürüyüş gibi çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.  

Sözde en gelişmiş ülkelerden birinde yaşasak da Britanya’da kadınlar hala toplumsal yaşamda ve çalışma hayatında eşit haklar için mücadele veriyor. Kadınlar hala evde, işyerinde kısacası hayatın her alanında şiddetin her haliyle yüz yüze geliyor.  

Cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği 

Sendikalar Birliği TUC’nin 16 Şubat Kadınların Ücret Günü’nde yayınladığı rapor cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Analiz ortalama bir kadının ortalama bir erkeğe kıyasla yaklaşık yedi hafta boyunca fiilen ücretsiz çalıştığını ortaya koyuyor. Bu eşitsizliğin nedeni ise tüm çalışanlar için cinsiyete dayalı ücret farkının şu anda yüzde 13.1 olması. Ayrıca cinsiyete dayalı ücret farkının daha fazla olduğu bazı sektörlerde ve bölgelerde, kadınların fiilen daha da uzun süre ücretsiz çalıştığı vurgulanıyor.  

Bunun nedeni, kadınların erkeklere kıyasla daha düşük ücretli işlerde istihdam edilme ve yaşamları boyunca bakım sorumluluklarını yerine getirmek için yarı zamanlı çalışma olasılıklarının daha yüksek olması ve bu nedenle önemli bir ücret kesintisine maruz kalmaları.  

TUC analizi, cinsiyete dayalı ücret farkının kadınları kariyerleri boyunca, işe ilk adım attıkları andan emekliliklerine kadar etkilediğini gösteriyor. Cinsiyete dayalı ücret farkı en çok orta yaşlı ve daha yaşlı kadınlar için geçerli:  

Cinsiyete dayalı ücret farkı 40 ila 49 yaş arasındaki kadınlarda yüzde 16.5,  50-59 yaş arası kadınlar  yüzde 18.9 iken 60 yaş ve üzeri kadınlarda yüzde 17.5’tir.  TUC, kadınların ücretsiz bakım sorumluluklarını daha fazla üstlenmeleri nedeniyle, kadınlar yaşlandıkça cinsiyete dayalı ücret farkının genişlediğini söylüyor.   

TUC, Hükümetin İstihdam Hakları Yasa Tasarısının, 250’den fazla çalışanı olan işverenlerin bu açığı azaltmak için attıkları adımları açıklamalarını sağlayarak açığın kapatılmasına yardımcı olacağını söylüyor.   

Ayrıca, İstihdam Hakları Yasa Tasarısı’nın, ilk günden itibaren hastalık ödeneği hakkı getirmesi ve kadınları orantısız bir şekilde etkileyen sıfır saat sözleşmelerini yasaklaması çalışan kadınlar için “büyük bir destek” olarak görülüyor.  

Yayınlanan analizde sektörel olarak da cinsiyete dayalı ücret farkına değiniliyor. Birçok sektörde ücret farklılıklarının hala ciddi boyutlarda. Sağlık ve sosyal hizmetlerde bu oranın yüzde 11.2 olduğu yani ortalama bir kadının bir yıl boyunca 41 gün ücretsiz çalıştığı vurgulanıyor. Bilgi ve iletişim rollerinde cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 16.7 iken, finans ve sigorta alanında bu fark yüzde 29.8’e çıkıyor 

Kısacası 8 Mart’ın taleplerinde biri olan kadınların eşit iş için eşit ve daha iyi bir ücret mücadelesi hala güncelliğini koruyor.  

Hamileysen işten atılabilirsin 

Pregnant Then Screwed kampanya grubunun Women in Data kurumuyla ortaklaşa hazırladığı hamile olan veya hamilelik izninde olan kadınların işten atılmaları ile ilgili yayınladığı rapor da dikkat çekici.  

Şubat sonunda yayınlanan raporda her yıl 74 bin kadının hamile olduğu veya hamilelik izninde olduğu için işten atıldığı belirtiliyor. Kampanya grubu 2016 yılında bu rakamın 54 bin iken gelinen aşamada azalması yerine bu sayının artmasının sürpriz olmadığını söyledi.   

Raporda ayrıca hamilelik izninden döndükten sonra işe başlayan kadınların işyerinde yaşadıkları negatif tecrübelerden dolayı işi bırakmak zorunda kaldığı da belirtiliyor.  

Şiddetsiz günümüz yok 

Kadınlar hayatın her alanında şiddete uğramaya devam ediyor.  Britanya’da her dört kadından biri hayatının bir döneminde aile içi şiddete maruz kalıyor.  Geçtiğimiz yıl İngiltere ve Galler’de her on iki kadından en az biri takip, taciz, cinsel saldırı ve aile içi şiddet dahil olmak üzere erkek şiddetine uğradı.   

Kadın cinayetleri en gelişmiş ülkelerde de yaşanıyor. Britanya’da her hafta iki kadın partnerleri ya da eski partnerleri tarafından öldürülürken, bazıları da aile içi şiddet travması nedeniyle intihara bile yönelebiliyor.  

Kadın-çocuk demeden şiddetin en barbar halini gördüğümüz ve binlerce Filistinlinin ölümüne neden olan savaş ve buna benzer savaşlarda en fazla kadınlar ve çocuklar etkileniyor, tecavüze uğruyor ve ölüyor.  

Şiddeti doğuran ve besleyen kapitalist sistem, erkek egemen, ataerkil toplum düzeni. Şiddetin yanı sıra ücret eşitsizliğini, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen, yoksulu daha yoksul zengini daha zengin yapan kapitalist sistem ise, bu sistemden canı yanan kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında birlikte mücadelesi elbette önemlidir.  

Ama emekçi kadınlar olarak bizlerin haklarımız ve daha iyi bir toplumsal düzen için mücadeleye daha ileriden ve örgütlü bir şekilde katılmamız için daha fazla nedenimiz var. Kaybedecek zamanımız yok. Haklarımızı almak için haydi mücadeleye! 

- Advertisment -spot_img
- Advertisment -spot_img
- Advertisment -spot_img

KÖŞE YAZILAR

Trump’ın Başkanlığı bir Kabus mu?

Aydın Çubukçu

Ortadoğu’nun Çıkmazı

DİĞER HABERLER

Diğer haberler