Ana Sayfa Blog Sayfa 68

2024’ten itibaren İngiltere’ye uçuşlarda el bagajında sıvı taşınabilecek

0

İngiltere, uçakla seyahatlerde el bagajında 100 mililitreden fazla sıvı taşıma yasağını iki yıl içinde kaldırmayı planlıyor. Yeni hizmete girecek tarama cihazları sayesinde dizüstü bilgisayarlar ve tabletlerin de bagajdan çıkarılması uygulamasına son verilecek.

Yerel basına yansıyan haberlerde bu kural değişikliğinin hayata geçebilmesi için ülkenin büyük havaalanlarına 2024 sonu itibarıyla, ileri teknolojiye sahip CT güvenlik tarama sistemlerinin yerleştirilmesi talimatı verildi. Haberlerde ilgili bakanlıkların son değerlendirmeleri gözden geçirdiği ve resmi açıklamanın Noel tatilinden önce yapılmasının beklendiği aktarıldı.

CT güvenlik tarama sistemleri, hastanelerde kullanılan ileri bilgisayarlı tomografilerle aynı prensipte çalışıyor. Heathrow ve Gatwick havaalanlarında test edilen cihaz bagajları üç boyutlu tarıyor ve yüksek çözünürlüklü görüntüleme içindeki eşyaların her açıdan incelenmesine imkan veriyor. Eski makineler iki boyutlu görüntü üretiyor.

İngiltere’ye göç edenlerin sayısında rekor

Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, geçen yıl İngiltere’ye, ülkeden ayrılanlardan 504 bin daha fazla kişi geldi ve 2015’te kaydedilen 390 bin rekoru kırıldı. Haziran 2021-Haziran 2022 döneminde İngiltere’ye gelen toplam kişi sayısının 1,1 milyon olduğu açıklandı.

ONS Uluslararası Göç Merkezi Direktörü Jay Lindop, söz konusu artışın, Afganistan, Hong Kong ve Ukrayna’dan gelen ve ülkede yaşama hakkı verilen çok sayıda mülteciden kaynaklandığını söyledi. Lindop, salgın sırasında uzaktan eğitim gören uluslararası öğrencilerin İngiltere’ye gelişlerindeki artış ve insanların ailevi nedenlerle göç etmesi gibi nedenlerin de artışa katkıda bulunduğunu bildirdi.

İş gücü açığını yalnızca göçmenlerle çözebiliriz”

İngiliz Sanayi Konfederasyonu Direktörü Danker, ülkenin içerisinde bulunduğu iş gücü açığının göç politikası yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtti.

Birmingham’da düzenlenen İngiliz Sanayi Konfederasyonu (Confederation of BritishIndustry-CBI) yıllık genel toplantısında konuşan Tom Danker, İngiliz politikacılardan ülkenin göç politikaları konusunda daha pratik çözümler üretmeleri çağrısında bulundu.

İş gücü açığı konusunda dürüst olma çağrısında bulunan Danker, “Ne ihtiyacımız olan çalışanlar var, ne de verimliğimiz. Mevcut pozisyonlarda çalışmak isteyen İngiliz yok. Aranan vasıflar ve iş gücü arasında uyumsuzluk var. Otomasyon sistemlerinin işlerin büyük bir kısmını yapabileceğini düşünmek ise gerçekçi değil” dedi.

Maliye Bakanı Jeremy Hunt ise ülke ekonomisi için göçün son derece önemli olduğunu belirtmesine rağmen, yıllık göçmen sayısının azaltılmasını hedeflediklerini söylemişti.

“Bu bütçeyle NHS hastane ve ambulans bekleme süresi azalmaz”

Hükümet, NHS için belirlenen birçok hedeften vazgeçmeyi planlıyor ve bunun, yerel hastane liderlerinin kendi önceliklerine odaklanmasının önünü açacağı belirtiliyor.

The Times’ın haberine göre, Sağlık Bakanı Steve Barclay, yerel sağlık otoritelerinin NHS’teki yeniliklerde büyük rol oynadığını düşünüyor ve hedeflere yönelik baskıları azaltarak onlara zaman yaratmak istiyor. Geçen haftaki Sonbahar Bütçesi’nde de Maliye Bakanı Jeremy Hunt, NHS hizmetlerinin performansını pandemi öncesi seviyelere döndürebilmek için NHS’e ekstra para kaynağı sunulacağını açıklamıştı. Açıklamalara göre, gelecek iki mali yılın her birinde, NHS bütçesine 3,3 milyar sterlin eklenecek. Buna rağmen, Sonbahar Bütçesi’nde belirlenen planlar, acil servislerdeki bekleme süresi hedeflerini tutturmanın yıllar sürebileceğini de gösteriyor.

The Times gazetesinin haberine göre bu, hastaların ambulans ve acil servisler için uzun süre beklemesi durumunun uzun yıllar devam etmesi anlamına gelebilir. Kalp krizi ve felç gibi ciddi hastalıklarda, ambulans bekleme sürelerine yönelik 18 dakika hedefini tutturmanın çok zor olduğunun kabul edildiği belirtiliyor.

Bu tür hastalıklardaki mevcut ambulans bekleme süresinin bir saat olduğu ve NHS’ten bu sürenin Mart 2024’e kadar yarım saate indirilmesi isteniyor. Bu hedefler, 2015 yılından beridir tutturulamıyor. The Times’a göre, hükümet kaynakları, bu hedefin bir sonraki seçime kadar tutturulması ihtimalinin oldukça düşük olduğunu kabul ediyor.

Başbakan Sunak’tan “cek” ve “cak” vaatler

Başbakan Rishi Sunak, insanların geçimini sağlamak için kazanmaları gereken minimum saat başı geliri gösteren “National Living Wage” ücretlerinde önemli miktarda bir artış yapa”cak”larını söyledi.

Başbakanın zaman belirtmediği “cek” ve cak”la biten vaatleri şöyle:

“Sekiz milyon hane halkına da 1100 sterline kadar çıkabilecek hayat pahalılığı ödemeleri yapılacak. Yardım ödemeleri kapsamında ayrıca, Universal Credit gibi bütçe hesaplı sosyal yardımlar alan kişilere 650 sterlinlik hayat pahalılığı ödemeleri, engelli yardımı alan kişilere 150 sterlinlik ödemeler ve emeklilere de 300 sterlinlik ödemeler gerçekleştirilecek.

The Times gazetesi tarafından yayınlanan habere göre, “National Living Wage” ücretlerindeki artış, ülke genelinde 2,5 milyon kişinin kazandığı maaşın artmasını sağlayacak.

“National Living Wage” ücreti şu anda saat başına 9.50 sterlin olarak ödeniyor ve bu miktarın saat başına 10,40 sterlin civarında bir seviyeye çıkarılacağı belirtiliyor. “National LivingWage” genellikle normal asgari ücretten (minimum wage) daha yüksek oluyor.

Asgari ücret, bir işçinin saat başına alabileceği en düşük ücret olarak belirleniyor ve yasal olarak bağlayıcılığı bulunuyor. Herhangi bir işçiye asgari ücretin altında maaş vermek, yasalara aykırı. “National Living Wage” ise insanların yoksulluk içinde yaşamamak için alması gereken saat başı ücreti belirliyor ve yasal olarak bağlayıcılığı bulunmuyor.

Erdoğan’dan Esad’la görüşme açıklaması

Endonezya’daki G-20 Zirvesi sonrasında Türk gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tayyip Erdoğan, bir süredir dillerde olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşüp görüşmeyeceği ve Türkiye’nin Suriye ile Mısır’la ilişkileri hakkındaki bir soruyu şöyle yanıtladı: “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz. Türkiye olarak bu konularda sıkıntılı olduğumuz ülkelerle ilişkileri yeniden ele alabiliriz. Hele hele Haziran seçiminden sonra bir sil baştan yapabiliriz. Ve buna göre de yolumuza inşallah o şekilde devam edebiliriz.”

Bilindiği gibi Erdoğan ilk adımı atarak, Katar’daki futbol turnuvası açılışında, “ölürüm de görüşmem” dediği Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile tokalaşarak gazetecilere poz vermişti. Sıkışınca yapmayacağı şey yok. Bunun adı “ilkeli dış politika” oluyor! İçeride ve dışarıda keyfiyet diz boyu!

Türkiye Irak ve Suriye’de Kürtleri bombaladı

S. Soylu 13 Kasım’da İstanbul İstiklal Caddesi’nde 6 kişinin öldüğü bombalamadan PKK/PYD/YPG’yisorumlu tutarak işaret fişeğini yakmıştı. PKK ve YPG’nin bombayla ilişkileri olmadığını açıklamaları yeterli olmadı. Suriye ve Irak’ta yayılma peşinde olan, genel seçimlerin eşiğindeki Erdoğan hükümeti, 20 Kasım’da son ayların en yoğun hava bombardımanını gerçekleştirdi. “Pençe-Kılıç” adı verilen, Suriye ve zaten aralıklarla bombalanan Irak’ın kuzeyini hedef alan hava saldırıları çok sayıda ölüme neden oldu.

Savunma Bakanı H. Akar, “471 hedef ateş altına alındı, 254 terörist etkisiz hâle getirildi” açıklamasını yaparken, Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, hava saldırılarında 16’sı Suriye askeri 37 kişinin öldüğünü bildirdi. Kürtler ise, saldırılarda 11 sivilin de öldüğünü söyledi. SDG hava saldırılarında, IŞİD şüphelilerinin ailelerinin de tutulduğu, çoğu çocuk 50 binden fazla kişinin yaşadığı El-Hol Kampı’nın da bombalandığını, 7 güvenlik yetkilisinin öldüğünü açıkladı. SDG Komutanı Mazlum Abdi, Türkiye’nin bölgede kara harekâtı düzenlemesinin, IŞİD’in yeniden güçlenmesine yol açacağını savundu. 

Erdoğan “sadece başlangıç” saydığı bombalamanın ardından bir kara harekatının gündemde olduğunu söyledi. Gerekçe, olarak “terör” ve Karkamış’a düşen roketler ileri sürülüyor ve hava harekatı için “oluru” alınan Rusya’nın kara saldırısı için de “yeşil ışığı” bekleniyor.

Bir kara saldırısı kolay görünmüyor. Rusya’nın yanı sıra SDG ile birlikte çalışan ve Suriye’de yaklaşık 900 askeri bulunan ABD’nin de kara harekatına onay vermesi şart. Oysa hem Rusya hem ABD Türkiye’ye itidal tavsiye ediyor.

CIA ve Rus İstihbarat Başkanları Ankara’da görüştü

Bali’deki G20 Zirvesinden bir gün önce ABD Merkezi Haber Alman Örgütü CIA Başkanı William Burns ile Rusya Dış İstihbarat Servisi SVR Başkanı Sergey Narişkin Ankara’da bir araya gelip görüştü.

Açıklama Beyaz Saray’dan yapıldı ve CIA Başkanı’nın, Putin’in “blöf yapmadığını” söyleyerek belirttiği Rusya’nın nükleer güç kullanması durumunda doğabilecek sonuçları aktarmak üzere SVR başkanıyla görüştüğü belirtildi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da, ABD ile Rusya arasında görüşme olduğunu doğruladı, amaayrıntı vermedi. Ancak ABD’nin Ukrayna çatışması nedeniyle Rusya’nın eline geçen Amerikalı tutuklular konusunu da gündeme getirdiği sanılıyor.

Savaş hali sürse de emperyalistler arasında görüşmeler olabildiği görülüyor. Bu, muhtemelen Ukrayna Savaşı sonrasında ABD-Rusya arasındaki ilk görüşme değil, ancak bilinen yüz yüze ilk üst düzey görüşme olabilir. Zaten ABD, Ukrayna’yla ilgili olarak Rusya ile “gizli görüşmeler” yapıldığını önceden açıklamış, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı J. Sullivan, Washington ile Moskova arasındaki iletişim kanallarının savaşa rağmen açık olmaya devam ettiğini söylemişti.

Polonya’ya Ukrayna füzesi

0

Ukrayna’da Rusya-NATO savaşı sürerken Polonya’nın Ukrayna sınırındaki bir köye düşen füze iki kişinin ölümüne neden oldu.

Rusya, füzenin kendisine ait olmadığı açıklarken, Zelensky, daha Endonezya’dan ağzına geleni söyleyerek Rusya’yı suçladı.

Yalanlama, önce Biden’den geldi. Olayın ardından füzenin Rusya tarafından fırlatılmış olmasının “uzak ihtimal” olduğunu söyleyen Biden, Reuters’a göre, G7 ülkeleri ve NATO müttefiklerine füzenin Ukrayna’ya ait olduğunu açıklamıştı. Associated Press’e konuşan ABD’li yetkililer de füzenin, Rusya’nın fırlattığı bir füzeyi düşürmek için, Ukrayna tarafından ateşlenmiş olabileceğini belirtmişti. En son NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Bunun kasıtlı bir saldırı olduğuna dair bulgu yok. İlk bulgular, olayın Ukrayna topraklarını savunmak için fırlatılan Ukrayna hava savunma füzesinden kaynaklandığına işaret ediyor” dedi. Ama “Nihai sorumluluk Ukrayna’ya karşı illegal bir savaş yürüten Rusya’ya ait” diye eklemeyi ihmal etmedi.

Anlaşıldı ki bir ülkenin başına kolaylıkla çorap örülebilir. Hakan Fidan, “atacaksın 3-4 füze…” dememiş miydi!

Sunak Zelensky el ele

Kasım ortasında “Birlikte Toparlanma Daha Güçlü Toparlanma” şiarıyla Endonezya’nın Bali adasında toplanan G20 zirvesinde Sunak Zelensky ile yan yanaydı ve Polonya topraklarına düşen füzeyle sorununda onu destekledi. Ukrayna Savaşı hız kesmez ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar sürerve özellikle ABD Çin’e yönelik ekonomik kuşatmasını ağırlaştırma eğilimindeyken, zirvede, gıda ve enerji güvenliği başta olmak üzere dünyanın sorunları tartışıldı. Tabii ki en gelişmiş 20 ülke tekellerinin yararına.

Sunak Bali’de Zlensky’i savunmakla yetinmedi, ardından Ukrayna’ya gitti. Kiev’de yeniden Zelenskyile buluşan R. Sunak’ın elinde 50 milyon poundluk yardım paketi vardı. Bu erken Noel hediyesindeaskeri malzemeler var. Aralarında geçen ay UK’nin söz verdiği 1000 hava savunma füzesinin deolduğu sanılıyor. Sunak’ın çantasında eğitim amaçlı olarak İngiliz askeri doktorlarının Ukrayna’ya gönderilmesi de vardı.

Zelensky’nin teşekkürü şöyle oldu: “Sizin gibi dostlar yanımızdayken, zafere inancımız tam.”

Zafer, tabii ki kazanılacaksa, bu, Ukrayna’nın değil, Rusya ile hesaplaşmakta olan UK ve ABD de içinde batılı emperyalistlerin zaferi olacak! Ancak kolay değil: UK örneğin, başına sürecek merhem bulamaz ve halkına yeni vergiler koyup başta belediye hizmetleriyle NHS olmak üzere kesintilere giderken, bütçeden kaynak ayırıp Ukrayna’ya silah gönderiyor!