Ana Sayfa Blog Sayfa 23

Kate Middleton’ın açıklaması tartışmaları bitirmedi!

Birleşik Krallık tahtının varisi Galler Prensi William’ın eşi Prenses Kate Middleton, kendisine kanser teşhisi konduğunu ve önleyici kemoterapi gördüğünü açıklaması tartışmaları bitirmedi!

George Washington Üniversitesi’nden Dr. Jonathan Reiner, CNN’de katıldığı programda Middleton’ın açıklamasının “tıbbi açıdan anlamlı olmadığını” savundu. Dr. Reiner, Middleton’un tersine gelişmiş görüntüleme teknolojileri sayesinde cerrahların böyle bir ameliyata girmeden önce kanser ihtimaline dair çok daha fazla bilgi sahibi olacağını söyledi.  Diğer yandan bazı sosyal medya kullanıcıları videonun yapay zeka teknolojisiyle hazırlandığını ve gerçek olmadığını öne sürdü. Bir Twitter kullanıcısı, Prenses Kate’in kıyafetindeki gölgelere dikkat çekerek görüntülerin özel efektlerle oluşturulduğunu iddia etti. (Independent)

Suriye’deki 5 İngiliz askerine “savaş suçu” gözaltısı

Özel kuvvetler birliklerinden Özel Hava Hizmetleri (SAS) personeli 5 asker, Suriye’de “savaş suçu” işlediği savıyla gözaltına alındı. Ulusal medyada, uzun süredir DEAŞ’a karşı PKK’nın Suriye kolu SDG’ye destek verdiği belirtilen 5 SAS askerinin “savaş suçu” işledikleri iddiasıyla gözaltına alındığı açıklandı. Konuya ilişkin açıklama yapan Savunma Bakanlığı yetkilileri, gözaltı haberlerini doğrularken, soruşturmayla ilgili yorum yapamayacaklarını ancak her iddiayı ciddiye aldıklarını bildirdi. SAS personelinin gözaltına alınmasına sebep olan iddiaların arasında bir DEAŞ şüphelisinin iki yıl önceki bir operasyonda öldürülmesi de bulunuyor. Ancak SAS personeli, şüphelinin meşru bir tehdit oluşturduğunu iddia ederek olayın savaş suçu sayılamayacağını savunuyor.

Dünyanın en eski ormanını Somerset bölgesinde bulundu

Bilim insanları İngiltere’nin güneybatı kıyılarındaki falezlerde, dünyanın bilinen en eski fosilleşmiş ormanını bulduklarına inanıyor. Fosilleşmiş orman, Somerset bölgesinde bulunan Minehead’deki kumtaşından oluşan yüksek rakımlı falezlerde bulundu.

Cambridge ve Cardiff Üniversiteleri’nden araştırmacılar, buluşlarının Britanya’daki en eski fosilleşmiş ağaçlar ve dünyanın da bilinen en eskileri olduğunu söylüyor. Kalamopiton diye bilinen ağaçlar, palmiye ağaçlarını andırıyor. Günümüzdeki ağaçların “prototipi” diye tanımlanan ağaçların en büyüğü 2 ila 4 metre uzunluğunda. Fosiller, ağaçların çevreyi nasıl şekillendirdiklerini, nehir yataklarını ve kıyı şeritlerini yüzlerce milyon yıl önce nasıl dengede tuttuklarını gösteriyor.

Asgari ücret 1 Nisan’da £11.44 oldu

0

Son 25 yıldır İngiltere’de hayata geçirilen asgari ücret uygulaması her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Nisan’da arttırıldı. Geçtiğimiz mali yılda 23 yaş üstü işçilere verilen £10.42’lik saat ücreti yaklaşık yüzde 10 arttırılarak £11.44’e çıkarıldı.

Yeni mali yılda yapılan değişiklikle, 23 yaş 21 yaşa indirilerek, bundan sonra 21 yaş ve üstü işçilere belirlenen en yüksek asgari ücret verilecek. Daha önce 21 ve 22 yaşındaki işçilere daha düşük asgari ücret sınırlaması getiriliyordu.

18 ile 20 yaş aralığındaki genç işçilerin asgari ücreti de yükseltildi. 31 Mart 2024’de kadar olan mali yılda £7.49 olan saatlik asgari ücret 1 Nisan’dan sonra £8.60 olacak. 18 yaşın altındaki işçiler ise saat ücreti en az £6.40 alacaklar. 18 yaşın altındaki işçiler bir önceki mali yılda £5.28 alıyordu.

Sendikalar en az saat ücreti £15 talep ediyor

Hükümetin yüzde 10 asgari ücret artışının yetersiz olduğunu söyleyen sendikalar, artan fiyatlar ve hayat pahalılığına dikkat çekerek, işçilerin en az saat ücreti olarak £15 sterlin almaları gerektiğini ve kıdem ya da işin ağırlığına göre de bu ücretin daha da arttırılması gerektiğini savunuyor.

Gıda enflasyonunun giderek ciddi seviyelere ulaştığını ve bir çpk ürünün son bir yıl içinde iki kat arttığına dikkat çeken sendikalar, bu yıl için “En az £15 sterlin” kampanyasının gelecek yıl için geçerliliğini yitireceğini ve daha yüksek bir asgari ücret talep ederek kampanyayı büyüteceklerini açıkladılar. Sendikalar, her 3 çocuktan birinin açlıkla mücadele ettiğini de hatırlatarak £11.44’lük saat ücretinin yetersiz olduğunu savunuyor.

Londra’da asgari ücret £13.15 oldu

Yaşamın çok daha pahalı olduğu Londra’da ise “London Living Wage” olarak bilinen ayrı bir asgari ücret uygulaması yapılıyor. Bu uygulamaya göre geçtiğimiz mali yılında £11.95 olan Londra’da çalışan işçilerin saat ücrteti £13.15’e yükseltildi.

Öte yandan, başta UNITE sendikası olmak üzere bir çok sendika, Londra’daki işverenlere seslenerek, işçilerin saat ücretlerinin asgari ücret değil London Living Wage üzerinden ödenmesini istedi.

 

Avrupa’dan sonra İngiltere’de de çiftçiler asfalta çıktı

0

Çiftçiye yeterince destek verilmediği ve korunmadığı gerekçesiyle Londra’da da çiftçiler 25 Mart akşamı Westmister asfaltına traktörlerini indirdi. “Britanya Çiftçisini Kurtar” (Save British Farmers) adlı kampanya tarafından organize edilen eyleme, ülkenin hemen hemen her köşesinden çiftçi temsilcileri katıldı.

Aylardır Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan, Portekiz, Polonya gibi Avrupa ülkelerinde yapılan çiftçi eylemlerinin ardından ilk kez İngiltere’de de çiftçiler tarım aletleriyle sokağa çıkmış oldu.

“Britanya tarımının geleceği için sokaklardayız”

Özellikle Brexit sonrası çiftçinin rekabet etme gücünün ortadan kalktığını, hükümetin yeterince destek sunmadığını ve marketlerin ucuza ürün elde etme baskısının olduğunu belirten çitçiler, hükümetin önlem almaması durumunda bu tür eylemleri devam ettireceklerini söyledi. “Britanya tarımının devamı ve geleceğini korumak için eylemlerimizi sürdüreceğiz” diyen çitçiler, Londra’da Parlamento önünde kornalar eşliğinde traktörleriyle yavaş hareket ederek dikkatleri üzerine çekti.

Geçtiğimiz aylarda Kent ve Cornwall bölgelerinde de eylem yapan çiftçiler, ilk kez 120 traktörle Londra’da eylem yaptı. Giderek çiftçilik yapamaz duruma gelen Britanya çiftçisi, arada bir tepkilerini basın aracılığıyla dile getirirken, yıllar önce de ürettikleri sütleri yollara dökerek tepki göstermişlerdi. Ama bugüne kadar en etkili eylem niteliğinde olan Londra’daki traktörlü ptotestonun devamının geleceği belirtiliyor.

İhracat zorlaştı ithalat kolaylaştı

Britanya çiftçisinin en büyük şikayetlerinden birisi, Brexit sonrası AB ülkeleriyle yapılan ticaret anlaşmaşlarının çiftçilerin ihracat amaçlı üretim yapmasını zorlaştırmasıdır. Bunun karşısında, başta süpermarketler olmak üzere hükümetin çabalarıyla büyük şirketlerin Yeni Zellanda’dan koyun ithalatı da dahil bir çok ürün ülkeye yurtdışından sokuyuluyor. Destek alamayan çiftçi, maaliyetlerinin de artması sonucunda müşterilerinin yurtdışına yöneldiğini belirterek, hükümet Britanya çiftçisini korumak istiyorsa acil destek paketlerini hayata geçirilmesini istiyor.

 

London Movie Festival

Bu yıl ilki gerçekleştirilecek olan London Movie Festivali’ne İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (İAKM ve Cemevi) ev sahipliği yapacak. Film Yönetmenleri Derneği ve İAKM ve Cemevi tarafından desteklenen London Movie Festivali’ni Londra’da yaşayan sinema oyuncusu ve kavga sahneleri tasarımcısı Ali la Pax organize ediyor.

26 Nisan’da başlayacak olan London Movie Festivali kapsamında üç gün boyunca 6 uzun metrajlı film gösteriminin yanı sıra üç ayrı panel de düzenlenecek. Festival kapsamında ayrıca kısa metrajlı film yarışmasına katılan filmlerin gösterimleri de olacak. Festival kapsamında gösterilecek uzun metrajlı filmer; Mavi Gözlü Dev, Yaşar Kemal Efsanesi, Siyah Karga, Lal Gece, Ah Yalan Dünya, ve Kaf Kaf. Festival programında yer alan filmlerin yönetmenleri; Biket İlhan, Aydın Orak, Tayfur Aydın, Reis Çelik Atalay Taşdiken ve Metin Dağ ile film gösterimleri sonrasında söyleşilerde gerçekleştirilecek. Festival kapsamında ilk gün İlham Bakır’ın katılımıyla ‘‘Kürd Sineması ve Temsili’’ ikinci gün Reis Çelik’in katılımı ile ‘‘ Politik Sinema’’ ve üçüncü gün Rıza Oylum’un katılımı ile ‘‘ Sinemada Alevilik Temsilleri’ konu panel ve söyleşiler düzenlenecek.

London Movie Festival ile ayrıntılı bilgi film festivalinin internet sitesi www.londonmoviefestival.com üzerinden edinilebilir.

 

İhtimal: Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık, der TDK sözlüğü.

Bu yazım içinde ‘ihtimal’ geçen, bende yer etmiş, şiir, sinema, roman örneklerinin minik bir derlemesi olsun. Hikâyeci bir sözlük denemesi de diyebiliriz…

‘Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim’

Yılmaz Erdoğan’ın bu dizesini ilk kez bir sonbahar günü yağmurdan kaçarken duldasına sığındığım Ada Kasetçilik’in hoparlöründe şairin kendi sesinden duydum. O ilk gün bu dize kafamda döndü durdu. Akşama doğru Sıhhiye Köprüsü’den beni evime götürecek otobüse doğru yürürken Ada’nın önünden tekrar geçtim bir dilek tutarak. ‘Eğer kasetçide bu şiirin olduğu albüm hala çalıyorsa o da beni seviyordur bir ihtimal’ dediğimi hatırlıyorum. Sevmeyi geçtim, onunla aynı otobüste bulunma ihtimaline bile razıydım oysa o gün…

‘Bir ihtimal daha var…’

Sonbahar yapraklarının Ankara’yı işgal ettiği günler, ‘Hüznüm isyana dönüşür’ dizesine inandığımız gençlik zamanları. Arabeski devrimci türkülerle birlikte dinlediğim ‘yarılma’ dönemlerindeyim. Artık her kötülüğün ihtimal dâhilinde olduğu, karanlık 90’lı yıllardayız. Ölmeyi düşünecek yaşlarda değilim ama gazeteler ‘…ölümsüzdür’ ilanlarıyla dolu. İçlerinde tanıdık yaşıtlarım, arkadaşlarım da var. Ölümün çok uzak değil hemen yanı başımızda olabileceği ayırdına o yaşlarda varmak ne kadar acı… Salaş bir öğrenci evinde, radyoda o Nihavent şarkıyı dinliyorum ‘kaçak’ rakı eşliğinde, ‘kaçak’ elektrikle ısınmaya çalışırken. ‘Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?’

‘Uzak İhtimal’

M.F. Coşkun’un bu filmini mahallemizdeki bağımsız Rio sinemasında bir kış günü izledim. Genç bir müezzinle rahibe olmaya çalışan genç bir Hristiyan kadının olanaksız aşkıydı filmin konusu. Yarım kalan, söylenmemiş, ertelenmiş cümleler… Bizimki gibi coğrafyalarda  farklı din, mezhep, ulustan insanların aşklarının mutlu sonları olamayacağını bilmek içimi acıttı film boyunca. Memlekete ve kendime dair ne çok uzak ihtimalli hayaller kurmuş olduğumu düşündüm filmden sonra…

‘Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.’

Murat Uyurkulak’ın ‘Tol’ romanı bu cümleyle başlar ve hemen sarıp sarmalar okuyucuyu. Tol’un benim yasaklı dilimde intikam demek olduğunu kitabı okurken öğrendim. Uzun zamandır şiir yazmayan ayyaş bir şairle hayattan çoktan vazgeçtiği halde son noktayı bir türlü koyamayan genç düzeltmenin Diyarbakır’a yaptıkları tren yolculuğunu anlatır roman.Tren istasyonlara uğrarken memleketin yakın siyasi tarihine bir yolculuğa çıkarır okuyucuyu…Okuyuculardan biri olan ben ise kitap boyunca ‘Bir vakitler ihtimal olan devrim elli yaşıma doğru yol alırken benim için ne anlama geliyor?’ diye düşündüm.

Dünyanın ahvali fena…Çok uzun süredir bir ihtimal olmaktan ‘uzak bir ihtimal’ olma seviyesine geriledi devrim. Belki sadece bana öyle geliyor…Bir ömrün veya bir gençliğin boşa geçtiğini düşünmek bazılarımıza hüzünlü bir zevk verir nedense. Kendimden biliyorum. Soğuk bir kış günü Berlin’de şehri ikiye bölen çökmüş duvar kalıntılarını ziyaret edip yenilmişlik duygusuyla kederli kederli baktığımı hatırlıyorum. Oysa belki duvar çökmeden önce, ilk yapıldığında devrim yenilmeye başlamıştı bile…

Yaşadıklarımdan damıttığım birşey varsa o da üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir yenilginin olmadığıdır. Bu kadar yenilgi edebiyatına rağmen hiç kuşku yok ki devrim hala bir ihtiyaç…

Tol romanının sonunda ‘Bir ihtimal olduğunda devrim ne kadar da güzel’, der yazar. Evet öyle…

 

Anneler, Anneler Gününde Açlık Grevindeydi

Altı anne, Birleşik Krallık içinde ve dışında çocuklarına yemek yedirmek için öğün atlayan annelerin durumuna dikkat çekmek için Anneler Günü’nde Parlamento önünde beş günlük açlık grevi yaptı. Dünya çapında milyonlarca anne çocuklarını doyuramıyor ve beslemek için çırpınıyor. Açlık grevine katılan anneler gıda güvensizliğine karşı kampanyalarını sürdürme sözü verdi.

Kadınlar Başbakanlık Konutu önündeki açlık grevini ve gösteriyi tüm çocukların ücretsiz okul yemeklerine erişebilmesini talep etmek için yaptı. Birleşik Krallık’ta çocuklu her 4 anneden 1’i gıda güvensizliğiyle karşı karşıya, öğün atlıyor ve çocuklarını doyurmak için aç kalıyor

Grevci anneler, yaptıkları açıklamalarda ve röportajlarda gıda güvensizliğinin Hükümetin siyasi bir tercihi olduğuna dikkat çekti. Açlık grevine katılan 55 yaşındaki anne Emma Hopkins, Mirror’a: “Oruç tutmak (açlık grevine istinaden) bizim tercih ettiğimiz bir şey ama aslında bu ülkede ve dünya çapında kronik bir sorun. Bu sorun yüzünden çocuklar açlıktan ölüyor. Yemeksiz kalmanın birçok kişi için günlük bir gerçeklik olduğunun kesinlikle farkındayım. Yetersiz beslenme tamamen önlenebilir. Biz çok ayrıcalıklı bir ülkeyiz. Kalbim kırık. Gittikçe daha çok duygulanıyorum aslında çünkü yemek yemediğin zaman her şey sana daha çok dokunuyor. Bir anne olarak, yetersiz beslenmenin tamamen önlenebilir olduğu bir dönemde çocuğunun yemek yemediğini düşünmek çoküzücü.” şeklinde konuştu. Hopkins ayrıca“Yanlış şeylere yatırım yapıyoruz. İnsana yatırım yapmamız lazım” dedi.

Hopkins ile LBC radyosu da bir röportaj yaptı. Hopkins LBC’ye verdiği röportajda; “çocukların açlıktan ölmemesini sağlamak için olumlu yönde radikal eylemlere ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. “İnsanların aç olmadığı, 2030 yılına kadar açlıktan ölmediği bir dünya için çalışacağımızı söyleyen anlaşmalar imzaladık ama bu hedefe ulaşamayacağız.”

Grubun eylemini neden Anneler Günü’nde başlatmaya karar verdiğini açıklayan Hopkins şunları söyledi: “Anneleri kutladığımız ve onların neyi temsil ettiğini kutladığımız bir günde bunu düzenlemenin gerçekten dokunaklı bir şey olacağını düşündüm. Anneler olarak çocukları beslememiz ve onlarla ilgilenmemiz gerektiğini düşünüyoruz ve aslında pek çok anne bunu hem Birleşik Krallık’ta hem de küresel olarak yapamıyor. En zengin ülkelerden birinde yoksulluk sınırının altında olan milyonlarca çocuğumuz var. Birleşik Krallık’ta bu kadar çok insanın kendi kendine yemek bulmakta zorlanmasının kesinlikle utanç verici olduğunu düşünüyorum. ”

Hopkins, “Parlamentonun önünde boş tabaklar, bıçaklar ve çatallarla dolu bir masayla oturacağız. Tabaklara bazı taleplerimizi yazdık ve onların geleceğine desteğimizi göstermek için çocukların isimlerinin yazılı olduğu kalpler yapıyoruz. Bunun için çok heyecanlıyım ve bu, annelerin çocuklarını beslemek konusunda ne kadar zorlandığını gerçekten gösterecek.” dedi.

Grup eylemcilerinden Israil doğumlu iki çocuk annesi Rahelly Cut Ben-Meir (73) ise Gazze’deki kitlesel açlığa ilişkin konuşurken şöyle dedi: “Çocuklarını doyuramayan tüm ebeveynlerle dayanışmak için buradayım. İsrail’in şu anda Gazze’de yaptığı şey kelimelerle anlatılamaz. Şu anda açlıktan ölen anne, çocuk ve yaşlıların sayısı bombalamada ölenlerin sayısını aşıyor. Bunu biz sadece beş gün boyunca yapıyoruz. Bunu sürekli yapan ebeveynler var. Kesinlikle bu şekilde olmak zorunda değil. Buradaki sosyal yardım sistemi artık tamamen yetersiz.

Açlık grevinde yer alan kadınlar, işçiler için asgari geçim ücretine ek olarak tüm devlet okullarında besleyici ücretsiz yemeklerin sağlanması çağrısında bulunan bir Anneler Manifestosu da yayınladılar. Anneler manifestosu, aynı zamanda iklim acil durumunun dünya çapında gıda güvensizliğini daha geniş anlamda körüklediğini ve iklim adaptasyonunu finanse etmek için iklim çöküşünden şu anda ve tarihsel olarak en fazla sorumlu olan ülkelerden biri olan İngiltere’nin bedel ödemesini de içeren sistematik bir yaklaşımı da talep ediyor.

Anneler Manifestosu, mevcut ve devam eden gıda yoksulluğunun orantısız kurbanları olan kadın ve çocuklara odaklanarak, kamu ve özel kuruluşların her insanı korumak için hesap vermesini talep ediyor.

Birleşik Krallık hükümeti, iklim krizine doğrudan katkıda bulunan Equinor, Shell ve BP gibi petrol ve gaz şirketlerine Aralık 2015’te Paris Anlaşmasını imzaladıklarından bu yana yaklaşık 14 milyar sterlin sübvansiyon verdi. Fosil yakıt şirketlerine ayrıca, yeni petrol ve gaz arama ve geliştirme de dahil olmak üzere yeniden yatırım yapmaları için beklenmedik karları üzerinden %91.4 oranında vergi indirimi sağlandı. Bu şirketlerin hepsi rekor karlar elde etti ve hissedarlarına milyarlarca dolar ödedi. Yüksek fosil enerji fiyatları, servetin vergi mükelleflerinden kurumsal hissedarlara aktarımını hızlandırıyor. Aynı zamanda bu yüksek fiyatlar, anneleri yakacak ve yiyecek arasında seçim yapmaya zorlayarak gıda güvensizliğini daha da kötüleştiriyor.

İklim krizine yönelik hızlı ve olumlu adımlar atılmadığı takdirde gıda güvensizliğinin, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere, yıkıcı sonuçlar doğuracak şekilde artacağı aşikâr. Dünyamız, yeterince sağlıklı gıdaya sahip oldukları için tüm çocukların başarılı olduğu bir dünya olabilir. Gıda sistemimiz doğamız için iyi olabilir, sosyal açıdan adil olabilir ve birbirimize özen gösterme ilkesine dayanabilir.

Anneler Manifestosunun yayınladığı listede bulunan talepler şöyle:

  • Birleşik Krallık’taki tüm çocuklara yeterli beslenme sağlansın
  • Tüm devlet okullarında besleyici ücretsiz okul yemekleri verilsin.
  • Yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılamayı garanti eden bir sosyal yardım sağlansın.
  • İşçiler için asgari düzeyde Geçim Ücreti uygulansın.
  • İklim adaptasyonunu finanse etmek için dünyanın mali açıdan en fakir uluslarının borçları iptal edilsin: İklim çöküşünden şu anda ve tarihsel olarak en fazla sorumlu ülkelerden biri olmanın bedeli ödensin
  • İklim ve ekolojik krize karşı hızlı ve iddialı adımlar atılarak felaket riski ve gıda sistemlerimizin çöküşünü önleyecek tedbirler alınsın

 

Belediyeler Milyonlarca Poundluk Bütçe Açıklarının Faturasını Halka Kesiyor: Hackney’de Council Tax Nisan’dan İtibaren Artıyor

Artan maliyetler, hizmet talebi ve hükümetin kemer sıkma politikaları gerekçesiyle Hackney Belediye Başkanı Caroline Woodley, kendisinin ilk bütçesiyle, 2024/25 dönemi için Council Tax’ta yüzde 4.99’luk bir zam önerecek.

27 Şubat günü yapılan toplantı öncesinde Woodley, beledeyinin temel harcama gücünün şu anda 14 yıl öncesine göre, 156 milyon sterlinlik bir kayba denk gelen, yüzde 40 daha düşük olduğuna dikkat çekti; yeni bütçenin “sürekli kesintilerin ardından” geldiğini ve Muhafazakâr hükümetin bu duruma karşı bir defaya mahsus hibeleri dışında bir çözümü olmadığını kaydetti.

Woodley, “bölge halkının hak ettiği hizmetleri planlamak ve sağlamak için gereken sürdürülebilir, uzun vadeli finansman” eksikliğine dikkat çekerek Council Tax artışı önerme kararının “hafife alınan bir karar olmadığını” yazdı.

Bu artışın belediye kasasına 5 milyon sterlinlik bir katkı sağlayacağını da ayrıca kaydetti Woodley.

Ortalama bir sakinin kaldığı B bandında bir konutta yaşayanlar için yeni oranla haftalık faturalarına yaklaşık 1 sterlin ek geleceğini söyleyen Woodley bu oranın hala “Londra’daki en düşük oranlarından biri” olduğunu söyledi.

Düşük gelirli çalışan haneler için belediye vergisi indirimi yüzde 85’ten yüzde 90’a yükselecek. Woodley, “Bu koşullarda dengeli bir bütçe sunmak büyük bir zorluktu ve önümüzde daha fazla zorluk olduğunu biliyoruz,” şeklinde konuştu.”2025/26’da 22,5 milyon sterlin daha tasarruf yapmamız gerekecek ve bu rakam sonraki iki yılda toplam 34,6 milyon sterline ve ardından 52,3 milyon sterline yükselecek.

Zorluklara rağmen, belediye evlerinin bakımı ve iyileştirilmesi için 50 milyon sterlin, 1.000 yeni belediye evi için 94 milyon sterlin, 49 sosyal konut için çalışmaların başlaması ve 182’sinin bu yıl tamamlanması dâhil olmak üzere dermirbaş programları ve halk hizmetleri için harcamalar da belediyenin planlarından.

Çetelerle mücadele çalışmaları için ayrılan 12,3 milyon sterlinlik bütçe yanında, yeni yıl harcama planları konut iyileştirmeleri, binaların karbonsuzlaştırılması, okul projeleri, sokaklar ve kamusal alanlar, daha çevreci araçlar, güneş panelleri ve bisiklet askıları için de 55 milyon sterlinlik bir harcama planı içeriyor. Bölgede bulunan Fernbank ve Sebright çocuk merkezlerinin kapanma riskiyle karşı karşıyayken çocuk merkezleri, eğitim desteği ve bakım sistemi için de ayrılan 85.4 milyon sterlinlik bütçe konuyla ilgili diğer önemli açıklamalardandı.

 

Hackney Labour Partisi Gazze’ye Destek Veren Dört Meclis Üyesini Görevden Uzaklaştırıldı

Dört Hackney meclis üyesi, Gazze’de ateşkes çağrısı yapan bir önergenin görüşülmesi lehinde oy kullandıktan sonra yerel İşçi Partisi tarafından görevden uzaklaştırıldı.

Victoria bölgesinin üç Labour Partili meclis üyesinin (Clare Joseph, Claudia Turbet-Delof ve Penny Wrout) yanı sıra Clissold’u temsil eden Fliss Premru’nun da parti grubu üyeliği kaldırıldı.

Görevden uzaklaştırmalar 20 Şubat’ta gerçekleşti ve soruşturmanın iki ay sürmesi bekleniyor.

Meclis Üyeleri Joseph, Turbet-Delof ve Wrout, bölge sakinlerine yaptıkları ortak açıklamada, görevden uzaklaştırılmalarının “yerel meclis üyeleriniz olarak çalışmamıza engel olmadığını ve sesinizi temsil etmeye devam edeceğimizi” belirttiler.

Meclis üyeleri, Gazze’de ateşkes çağrısı yapan bir önergeye ve İşçi Partisi’nin eski meclis üyesi Tom Dewey’in durumunu partilerinin nasıl ele aldığına ilişkin bir iç soruşturmayı destekleyen bir önergeye oy verdikleri için cezalandırıldılar.

Dewey, Mayıs 2022’de istifa etmeden önce sadece 11 gün İşçi Partili meclis üyesi olarak görev yapmıştı. Daha sonra çocukların uygunsuz görüntülerini bulundurmaktan suçlu bulunduktan sonra 12 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırılmıştı.

Dört meclis üyesinin görevden uzaklaştırılmasına yol açan oylamalar geçtiğimiz Kasım ayında tam konseyde gerçekleştiği konuyla ilgili diğer açıklamalardandı.

Bir Hackney Labour Partisi sözcüsü Citizen’a yaptığı açıklamada “belediyenin, görevden uzaklaştırılan meclis üyelerinin Labour Party meclis grubu üyesi olarak muamele görmeye devam edeceklerini” ve “İşçi Partisi üyesi olmaya devam ettiklerini” söyledi.